Karşınızda, en yeni potterheadimiz Nohut Topkuyruk ✨🎉🎊🎀
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı Nohut ❤️
Bu da yakında-okumayı-planladıklarım-rafı. Bi süredir hiç değişmedi, yenilenmedi bu raf. İçlerinden okuduğunuz ve çok çok beğendiğiniz varsa beni motive edebilirsiniz 💞
*Mahsur kalmış cadılar ve büyücülerin acil durum taşıtı Hızır Otobüs'e hoş geldiniz. Asanızı tuttuğunuz elinizi uzatın, otobüse atlayın, sizi istediğiniz yere götürelim. Benim adım Stan Shunpike, biletçiniz..
Dönemin son ödevini bitirdiğime göre okuma köşeme çekilebilirim. ✨ödev ifadesi final ödevlerini kapsamamaktadır, ama olsundur.
3/2. ⚡ Sırlar Odası da bugün bitti. Çok hayret ediyorum, sanki daha önce okumamış, olayları bilmiyormuş bir bir heyecan ve merakla çevirdim yine sayfaları. Bir de bu sefer okurken şey düşündüm, kitabı şöyle ayrıntılarıyla filan bir de Ginny'nin gözünden okuyabilseydik ne güzel olurdu. Neler yaşadı kızcağız, çok üzülüyorum. Hermione üzerine pek malzeme çıkaramadım bu sefer, aslında bolca veri var ama farklı değil, Felsefe Taşı'dan topladıklarımı destekler nitelikte unsurlar. Sadece bu kitapta, gerektiği zaman, çoğunluğun iyiliği için, o çok önemsediği okul kurallarını yıkmaktan çekinmeyen bir Hermione görüyoruz. Çeviriye gelirsem, sanki ilk okuduğumda daha fazla keyif almıştım, şimdi gözüme batan çok şey oldu. Son basımlarda bir revizyondan geçti mi bilmiyorum ama bence bu haliyle sanki çevirinin yeniden gözden geçirilmeye ihtiyacı var gibi. Ara vermeden Azkaban Tutsağı'na başlayacağım hemen. Çok heyecanlıyım çünkü Marauder's Map.. çünkü Hogsmeade.. çünkü Buckbeak.. çünkü Timeturner.. vee çünkü elbette Sirius❤️
Sıradaki Sırlar Odası. Seri içinde en yıpranmış -ama okunmaktan yıpranmış- kitabım bu. İlk okuduğum dönemde her yere yanımda götürmüştüm. Bir de uzun yolculuk geçirmişti ve köy havası filan almıştı. Neyse, bu da Hermione odaklı bir okuma olacak. Ayrıca Sırlar Odası, Sevin Okyay'ın çevirdiği ilk Harry Potter kitabı. Satır aralarında onun sesini duyabilmeyi umuyorum, dikkat kesileceğim. ❤️
Haroun and the Sea of Stories, işte böyle rengarenk karakterlere sahip bir kitaptı. En çok hoşuma giden şey kurguya serpiştirilmiş Binbir Gece Masalları esintileriydi. Salman Rushdie'den okuduğum ikinci kitaptı bu ve kesinlikle son olmayacak. Yazarın düş dünyasını, sözcükleri kullanarak böylesine canlı bir şekilde resmetmesi beni hayran bıraktı. Benden dört yıldız, çünkü büyük meseleler çabuk çözüldü, oldu-bittiye geldi gibi. Bunun dışında harika bir okumaydı. Kitabın yorumunu blogumda bulabilirsiniz. ❤️ *İllüstrasyonlar Sarah Lewis'e ait. http://sarahlewisdesigner.co.uk/Theatre-Design/Haroun-and-the-Sea-of-Stories
Okuma günlüğü tutmaya başladım. Uzun süredir aklımdaydı ama üşeniyordum. Okuduğum kitapları unutmak, ayrıntıları bir yana konularını bile şöyle güzelce hatırlayamamak canımı çok sıkıyor. Böyle bir günlük tutarak uzun süreye yayılan okumalarda metinden kopma, yeniden konsantre olamama durumuna çare bulmak istiyorum. Ayrıca seri okumalarında araya başka kitaplar girdiğinde tekrar seriye dönmek daha kolay olacak bence. Her gün olamasa da birkaç günde bir, o süre zarfında okuduklarımı birkaç cümleyle de olsa özetlemeyi planlıyorum. Büyük hevesle başladım, umarım alışkanlık haline gelene kadar devam ederim yazmaya. +Bu aktivitenin okuduklarımı özetleme yeteneğimi/pratiğimi de geliştireceğini umuyorum. Bir taşla iki kuş, cıkps! Siz okuduğunuzu unutma/hatırlayamama problemi yaşıyor musunuz Bunun önüne geçmek için yaptığınız bir şey var mı Benimle paylaşın! 🌼
3/1. ⚡ Üçüncü turumun birinci kitabını bitirdim. Bu sefer bir ödevim gereği özellikle Hermione'ye odaklanarak okuyorum seriyi. En son beş yıl önce okumuştum Felsefe Taşı'nı. Daha önce iki kere okumuş olsam da, uyarlamasını bilmem kaç kere izlemiş olsam da yine keyifle, merakla, heyecanla okudum serinin ilk kitabını. Büyük olasılıkla bunu diğer kitaplar için de söyleyeceğim. Ayrıca bugün Hogwarts Savaşı'nın yıl dönümü. Böyle bir günde Felsefe Taşı'nı bitirmiş olmak bu savaşta kaybettiğimiz kıymetli canları anmak için güzel bir tesadüf oldu. Bu vesileyle buradan da bir kez daha kaybedilen kahramanları hüzünle anıyorum 💫
Dostoyevski'nin doyurucu bir okuma deneyimi sunmadığı herhangi bir kitabına, öyküsüne denk gelmedim. Bu yüzden bu güzel cumartesi gününde, haftasonumu değerli kılacak bir Dostoyevski kitabı seçtim. Sizin en sevdiğiniz Dostoyevski kitabı/öyküsü hangisi
Harry Potter uyanmadan, battaniyenin içinde bir yandan bir yana döndü ... Nereden bilsin, o anda ülke boyunca gizlice toplanıp kadeh kaldırıyordu insanlar, "Harry Potter'a" diyorlardı fısıltıyla, "sağ kalan çocuğa!" ❤️
Kitaplığın "gözdeler" kısmında yerini alan en yeni gözdemiz ❤️
@karanliksato 'nun Nisan teması için Tuhaf ve Tehlikeli Bir Macera serisinin ilk üç kitabını okudum. Güzel bir seçimdi, çocuklar için korkutucu, ürkütücü ve heyecan verici unsurlarla doluydu kitaplar. Yer yer ben de gerilmedim değil. Çocuklar için yazılmış kitapları okumaktan ayrı bir keyif alıyorum. Bazen hiç ummadığım şeyler bulabiliyorum içlerinde, hiç olmazsa çocukluğumu hatırlatan bir his mesela. Keyifli bir okuma oldu, ilgi duyanlara kesinlikle tavsiye ederim! 💯❣️
Gümüş Kutu da bitti. Yine merak içinde bırakarak sonlandı hikâye, daha doğrusu yarım kaldı. Serinin devamı elimde yok, temin etmekte zor benim için şu an. 5 ve 6. kitapların İngilizcelerine ulaştım ama 4. kitabı hiçbir yerde bulamadım. O yüzden şimdilik burada bir virgül koymak zorundayım seriye. Gümüş Kutu'ya gelecek olursam, özellikle Stanley'nin planına hayran kaldım. Bir çocuk olarak okusaydım büyülenirdim kesin. Korkmadan, cesurca bu maceraya atılması ve asla geri adım atmaması da takdire şayan. Bir sonraki kitabı çok merak ediyorum. Şu aralar olmasa da mutlaka serinin devamını da okuyacağım. ♥️
...o zaman deva bulabileceğimiz bi yere gidelim, mesela Potterverse'e ♥️
Gümüş Kutu ile Stanley'nin macerasını okumaya devam ediyorum. Dışarda hava çok güzel, kuş sesleri eşliğinde balkonumda oturup bu tehlikeli ve tuhaf maceraya tanıklık ederek pazar keyfi yapıyorum. Herkese güzel bir pazar ve iyi bir hafta diliyorum, sağlıcakla kalın ❤️
Soğuk Pençe az önce bitti ama nasıl bir sondu o! Ahşap Köprü kadar güzeldi bu da, olaylar yine heyecanlı ve yer yer gerilim doluydu. Sonlara doğru daha da merakla okudum. Bir de Turna Balığını daha çok sevdim bu kitapta, keşke daha fazla konuşsa! Bir sonraki kitabı okumak için sabırsızlanıyorum. Hemen tüketmemek için şimdi biraz ara veriyorum, akşama ya da yarına da Gümüş Kutu'ya başlayacağım. Serinin üc kitabı var elimde, gerisini İngilizce okumayı planlıyorum. Bakalım.. 😁 Siz neler okuyorsunuz bu aralar
@karanliksato 'da bu ay korku/gotik türünde yazılmış çocuk/genç yetişkin kitapları okuyoruz. Ben de bu ayın teması için Tuhaf ve Tehlikeli Bir Macera serisini seçmiştim. Serinin ilk kitabı olan Ahşap Köprü keyifle okuyup bitirdiğim bir öykü oldu. Şimdi de serinin ikinci kitabı olan Soğuk Pençe ile ara vermeden kulüp teması okumama devam ediyorum. Bu temada okuma yapmak isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim bu seriyi. Ben çok keyif alıyorum! ♥️
Romanın ilk yarısını gerçekten ayıla bayıla okudum. Yarıya yaklaşırken korkmaya başladım, bu kadar beğenmişken sonu beni tatmin edecek şekilde bitmeyecek diye ödüm kopuyordu. Yarısından sonra yavaş yavaş korktuğumun başıma gelmeye başladığını da gördüm. Beni en çok üzen şey, karakterin, dolayısıyla onun etrafında şekillendiğinden, kurgunun amacının silikleşmesiydi. Okuduğum hikaye belli bir noktaya gitmiyor ve öylesine savrulmaya başlıyorsa ben okuma hevesimi yitiriyorum. Burada da ne yazık ki aynı şeyi yaşadım. Bir noktadan sonra ne olacaksa olsun diyecek ruh haline büründüm, çünkü sanki yazar da ne olacağını kestiremeden, tabiri caizse körlemesine yazmaya başlamış gibiydi. Bir şey oluyor; neden oluyor, bunun esas kurguya katkısı ne, bundan ne anlamam gerek, acaba ben mi anlamadım diye sorup sorup durdum kendime ikinci yarıda. Yani o olan şey, olmasa ne olurdu, olay örgüsü bundan nasıl etkilenirdi diye düşündüğüm zamanlar oldu. İşte bu gerçekten hoş bir şey değil. Yazılan her şeyin, her sözcüğün belli bir işlevi olması gerek, en azından benim için. Yine söylüyorum, belki sorun bendeydi, belki ben anlamadıklarımı anlamak için gereken bilgi ve tecrübeye sahip değilim henüz. Olabilir. Bir on yıl sonra okuyup bu yorum yazısını güncellerim o zaman 🐰
İlk çevirim Deccal baskıdan taze çıktı! Zorlu, çetin ve acımasız bir süreçti Deccal'i çevirmek, çünkü Nietzsche yazdığı sözcüklerin her birinde yaşıyordu hala. Onlara dokunduğumda bana musallat oldu adeta, uykularımı kaçırdı, rahat vermedi bana. Aslında ben de pek şikayetçi değildim, bakmayın. Onun kelâmını aktarırken başıma hortlaması benim de işime geldi biraz. Aktarma işinde pek yardımcı olduğu, fikir falan verdiği söylenemez tabii ama artık rahat uyuduğuma göre o da memnun demek ki çıkan işten. Çevirinin içine saklandı belki, okurken dikkat edin, umarım siz de duyabilirsiniz onun sesini. 🍀
Dalgaların Sesi dün bitti. Dupduru bir hikayeydi. Okurken - kimi zaman olayların gidişatından endişe duysam da - huzurlu hissettim kendimi. Bence bu yazarın hikayeyi anlatma şekliyle ilgiliydi; heyecansızdı, kuruydu demek istemiyorum, demek istediğim Mishima'nın aktarımının sakin ve abartısız olması. Olayları sakin sakin, aceleye getirmeden, süsleyip püslemeden, allayıp pullamadan olduğu gibi anlatmış. Okumaya yabancı olduğum bir coğrafyayı anlattığı için kendimi zaman zaman öykünün dışında hissettim, biraz da dışlanmış. Yine de o zamanın, o toplumun günlük yaşantısına tanık olup bu insanların değer yargıları hakkında fikir sahibi olmak güzeldi. Yazarı okumaya başlamak için doğru kitap mıydı bilmiyorum ama ben Mishima okumaya devam edeceğim. 🍀
@karanliksato bu ay Lovecraft/Poe okuyor. Ben tarafımı seçtim: POE! ❤️ Bu baskıda en sevdiğim öyküler de var, onları bir kez daha okudum. Birinci ciltteki 40 öykü, 3 farklı başlık altında toplanmış: Dehşet Öyküleri, Gizemli Öyküler ve Dedektif Öyküleri, Politik ve Edebi Taşlamalar. Birini seçip o kategorideki tüm öyküleri okuyayım diyordum ama hepsinde ilgimi çeken birkaç öykü var. Kısacası baştan sona değil rastgele okuyacağım, biraz dağınık bir okuma olacak. Hepsini şimdi tüketmek de istemiyorum. Şimdiye dek okuduklarım arasında beni en çok etkileyen Poe öyküsü Oval Portre olmuştu, bakalım bu okumadan sonra fikrim değişecek mi.. ⭐Sizin en çok sevdiğiniz Poe öyküsü hangisi
profilim iyice hayalet-kasaba oldu. çok okuyamayınca, okumaya azıcık vakit bulunca okuduğunu fotoğraflamak gelmiyor insanın aklına, heves de etmiyor ya neyse. sıradaki kitabım *dalgaların sesi. Mishima, epeydir kalemini merak ettiğim bir yazar, az biraz beklentim var ama çok değil. henüz başlarındayım, iyi gidiyor hikaye şimdilik. içimde beğenecekmişim gibi bir his var, hayırlısı. 🍀 Siz neler okuyorsunuz bu sıralar 🐰
🌠Yazardan okuduğum kitaplar arasında en eğlenceli ve en akıcı bulduğum kitap oldu Kumarbaz. Bir oturuşta, hemencecik bitirebileceğiniz ve tadı damağınızda kalacak muhteşem bir eser. Ayrıca, Dostoyevski okurken güleceğimi hiç tahmin etmezdim! Bana kalırsa hiç Dostoyevski okumamış ama okumak isteyenler için harika bir başlangıç olabilir. 💯
Sıradaki kitabım Marquez'den *Bir Kayıp Denizci. Söz konusu hikayeyi Gabo'nun bir röportajından biliyorum, okuduğuma değecek, eminim ❤️
Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak, döneme hakim olan fikir akımlarının başında gelen bu üç düşünce sistemini bütünleştirici bir yaklaşımla adeta harmanlıyor. Üçünün birbirinin tamamlayıcısı olduğunu ileri sürerek, bu düşüncelerin sentezi olacak bir yaklaşımın devletin ve milletin yararına olacağını savunuyor. Kitabı okurken, bölüm bölüm ilerledikçe Cumhuriyet'in temelini oluşturan fikrin nasıl geliştiğini de görebiliyorsunuz. Atatürk devrimlerini anlamak açısında da ufuk açıcı bir okuma oldu diyebilirim. Dahası Atatürk'ün söylediği ve yaptığı her şeyde bu kitaptaki fikirlerin izleri var gibi geldi bana ki Atatürkümüzün Ziya Gökalp'ten ne denli etkilendiğini şu sözlerinden anlıyoruz: "Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, hislerimin babası Namık Kemal, fikirlerimin babası ise Ziya Gökalp'tir." #ziyagökalp #türkleşmekislamlaşmakmuasırlaşmak #cumhuriyet #atatürk #türkçülük
2020 için hedefimiz elbette daha çok klasik kitap okumak! Siz de bu maratonda bana katılmak istemez misiniz Maraton ile ilgili yazıya biodaki linkten ulaşabilirsiniz!
beren ile luthien ve bitmemiş öyküler okunmayı beklerken benim gözüm hala üçleme ve hobbitte 🙈 kitaplığımın yeni gözdesi şu tek cilt, sanırım onun şerefine kendi orta dünya macerama yeni baştan başlayacağım. 🐒
çevirinin stresini, süreç devam ederken nasıl atarım diye düşünürken keşfettiğim çaylar bunlar. ananas aromalı yeşil çay, deccal'in beni en çok darladığı zamanlarda deva oldu bana. böğürtlen aramolı doğadan ise geçen kış bitirme projemle uğraşırken beni sakin tutan şeylerden biriydi. iyi ki varlar, kitaplarla daha iyi gidiyorlar ☕💕
kendime ödüller vererek çalışıyorum. bir saat durmadan, mesajlarıma bakmadan, tam konsantre çalışırsam, 30-50 sayfa kurgu okumakla ödüllendiriyorum kendimi. ara vermeden bir ödevimi yapıp bitirirsem, bir bölüm anime izlemek için izin veriyorum kendime. notlarımı temize çekip konunun üstünden geçer ve konuyu yüzde yüz anlarsam, bir blog yazısı yazarak günün yorgunluğunu atmaya hak kazanıyorum sonunda. yıllardır yapıyorum bunu, liseden beri ve verimli çalışmak, sıkılmadan, bunalmadan çalışmak için bana çok iyi gelen bir yöntem. deneyin, belki sizin de işinize yarar 🦇
DOLUŞUN KARANLIK ŞATOYA, DAVETLİSİNİZ LANETLİ MARATONA! Karanlık Şato'nun sivri dişli vampirlerine katıldım, listemi hazırladım 👇 🦇 Vampirle Görüşme * Anne Rice 🦇 Dracula * Bram Stoker 🦇 Yeraltından Notlar * Dostoyevski 🦇 Dracula'nın Konuğu * Bram Stoker 🦇 Anita Blake Vampir Avcısı / Suçlu Zevkler * Laurell K. Hamilton 🦇 Bülbülü Öldürmek * Harper Lee 🦇 Benim Hüzünlü Orospularım * Gabriel Garcia Marquez Maraton okumalarim devam ederken aynı zamanda vampir temalı diziler, filmler, anilemer izlemek de istiyorum, öneriniz varsa benimle paylaşmanız beni çok mutlu eder. 🧛 Etkinliğin detaylarına @karanliksato hesabına uçup ulaşabilirsiniz.
Zor Olsa Da Hayat Devam Ediyor bitti. Benim açımdan çok faydalı bir okuma oldu. Kitabı okurken ben kendimi beni düşünen, benim iyi hissetmemi isteyen ve hayat kalitemi yükseltmemi sağlamaya çalışan bir arkadaşımla konuşuyormuş gibi hissettim. Tabii bu tek taraflı bir sohbet olmadı; okuduklarım üzerine sesli düşünmeyi tercih edince gerçekten de yazarla konuşuyormuşum gibi oldu ve bu da kitaptan elde ettiğim kazancı ikiye katladı. Aynı zamanda yazarın değindiği bazı noktaları, çok hoşuma giden noktaları aileme de okudum ve bu konular üzerine tartışmak yine anlatılan şeyin üzerimizdeki etkisini artırdı. Kısacası kitabı okurken bir arkadaşınızla samimi, kaliteli ve faydalı bir sohbet ediyor hissine kolayca kapılabilirsiniz. Kitapla ilgili yorumumu blogumdan okuyabilirsiniz. 🌼 #zorolsadahayatdevamediyor #rövşenabdullaoğlu #destekyayınları
🌠bütün işlerin en zor kısmı, o işe başlamaktır. -Rousseau #simdiokuyorum #zorolsadahayatdevamediyor #rövşenabdullaoğlu
Bir Marquez kitabı daha okudum. Okumadığım Marquez kitaplarından bir tane eksildiği için mutsuzum, öte yandan ölmeden önce bir Marquez kitabı daha okuduğum için kendimi çok şanslı ve mutlu hissediyorum. Artık Marquez'in üslubundan, anlatımından, eşsiz anlatı yönteminden bahsetmeme gerek yok. Bu konuda istediğimi, beklediğimi buldum kitaptan. İçine girmesi zor bir hikayeydi, kabul ediyorum ama Marquez bence her zaman sabır gerektiren bir yazar olmuştur. Sabrınızın sonunda ise buna değdiğini görürsünüz. Hem hikayenin ilerlemesi hem de yoğun edebi anlatım size hep "iyi ki" dedirtir. Kitabı okumayanlar için: eğer daha önce Marquez okuyup yazarın kalemini beğendiyseniz ve size hitap ettiğini düşünüyorsanız Kolera Günlerinde Aşk'ı mutlaka okumalısınız. Öte yandan hiç Marquez okumamış biri yazarı okumaya Kolera Günlerinde Aşk ile başlamamalı bence. Yazarın tarzına alışık olmayanlar için doğru bir başlangıç kitabı değil. Marquez için en iyi başlangıç kitabının Kırmızı Pazartesi olduğunu düşünüyorum. Ayrıntılı yorumumu blogumda paylaşacağım ✌️🌼 #koleragünlerindeaşk #gabrielgarciamarquez #latinamerikaedebiyatı #büyülügerçekçilik #canyayınları
Marquez okumayalı epey oluyor. Geçtiğimiz ay Kırmızı Pazartesi'yi yeniden okuyunca Gabo'nun kalemini ne kadar özlediğimi fark ettim. Kolera Günlerinde Aşk'ı daha fazla bekletmemeye karar verdim. En son okuduğum Yüzyıllık Yalnızlık birinci grup kitaplarının sonuncusuydu ve Macondo'ya onunla veda etmiştim. Kolera Günlerinde Aşk ile ikinci grup kitaplardan devam ediyorum. 🌼
"Kabul görmüş ya da görmemiş olsun, çevirinin kadınlığı tarihsel açıdan süregelmiş bir benzetmedir. "Kadın" ve "çevirmen", söylemsel olarak aynı düşük sınıfa indirgenmiştir. Orijinal bir kitabın çoğaltılmış kitaplar üzerindeki hiyerarşik otoritesi, eril ve dişil imajla bağlantılıdır: Orijinal olan, güçlü üretken erkek, çeviri ise daha zayıf ve ikinci seçenek olan kadın olarak kabul edilir." 💫 Geçen dönem bizim kızlarla bir kısmını çevirdiğimiz kitaptan, 'Gender in Translation' kitabından bir alıntı. Kitabın ele aldığı konuyla ilgili, özet mahiyetinde yazdığım yazıyı blogumda bulabilirsiniz. 🌼 #kitap #kitapönerisi #kitaplardanalıntılar #okuyorum #kitapokuyorum #blogyazari #ceviri #toplumsalcinsiyeteşitliği
Bağdat'ı Düşlemek dün bitti. Kitabın ismi benim için çok şey vaat ediyordu çünkü ben bu coğrafyayı anlatan kitaplar okumaya hevesliyim, aslında bu tarz kitaplar okumaya açım bir manada. Ne var ki Bağdat'ı Düşlemek adıyla verdiği sözü benim açımdan tutamadı, bir okur olarak bana Bağdat'ı düşletemedi. Yazarın burada yazdıklarını gerçekten yaşamış olması cidden üzücü, bunu asla küçümsemiyor, acılarını ve kayıplarını yadsımıyorum. Sadece kendi kendine tuttuğu bir günlüğü okuyor gibi hissettim ben. Anlatımı çok soyut ve çok dağınıktı bence. Neden bahsettiğini yakalayamadığım zamanlar oldu. Ayrıca bir şeyleri anlatırken okuyucunun Bağdat'ta, daha doğrusu Irak'ta olanlar, olayların arka planı hakkında bilgisi olduğu var sayılmış gibi geldi bana. Açıkçası benim bu konuda, kitapta anlatılanlara tam olarak mana verecek kadar bilgim yok ne yazık ki. Kendimi yabancı hissettim ve empati kuramamak, olayların nedenselliğini kafamda oturtamamak beni okuma boyunca rahatsız etti ve yordu. Dediğim gibi yazara, düşüncelerine ve üstesinden gelmek zorunda kaldığı şeylere saygım sonsuz. Fakat Bağdat'ı Düşlemek kitabı beklentimi karşılamadı, yılın hayal kırıklıklarından biri oldu. 😿 #kitap #kitapkurdu #kitapokumak #kitapyorum #kitaplar #okuyorum #okuyucuyorumu #okumak #okumahalleri
@karanliksato 'nun bu ayki kitabı Notre Dame'ın Kamburu'ydu, dün gece bitirmiş bulunuyorum. Kulüp kitabı olmasaydı bir süre daha ertelerdim, çok da büyük hata yapmış olurdum. Klasik olmanın hakkını veren bir eser Notre Dame'ın Kamburu. Yazarın eşsiz anlatımı anlatılan trajik hikayeyi daha da etkileyici kılıyor. Yazarın bu enfes eseri altı ay gibi bir sürede yazmış olduğuna inanası gelmiyor insanın. Harika bir okuma oldu benim için, yılın enlerine gireceği kesin.. Düşüncelerimi toparlayıp kitabı rahat rahat blogda yorumlayacağım mutlaka! 🌼✌️ 👉Sıradaki kitabım, kurgu-dışı. Anı türünde yazılan Bağdat'ı Düşlemek... #okuyorum #kitapönerisi #kitapokumak #kitapokuyorum #simdiokuyorum #canyayinlari #victorhugo #notredamedeparis
Gotik Edebiyat Kulübü'nün @karanliksato Temmuz ayı kitabı Uğultulu Tepeler'di. İkinci kez okuduktan sonra farklı duygular içindeyim. İlk okuduğumda Heathcliff ve Catherine'in aşkına hayran kalmıştım ve beni olumlu anlamda çok etkilemişti. Bu seferse kendilerine ve etraflarındaki her şeye, herkese zarar veren bu aşkları beni çok rahatsız etti. Hayran olmaktan çok hayrete düşürdü aslında. Yine ilk okuyuşumda Heathcliff'e olan sempatim ve sevgim onun yaptıklarını, aslında nasıl biri olduğunu görmeme engel olmuş, bunu da anladım. Dört yıl önce çok safmışım 😕  Kitabı ikinci kez, yazıldığı dilden okuduğuma çok memnunum. Bu sefer kitabı daha tarafsız bir gözle, duygusal değil, daha, birazcık daha analitik bir yaklaşımla okuduğumu düşünüyorum. Bir 4-5 yıl sonra yine okumak istiyorum, bakalım o zaman kitap bana ne düşündürecek, ne hissettirecek. 🙂 💫 Sıradaki kitabımsa, Kuyruklu Yıldızın Altında Bir İzdivaç. Doyamadım Hüseyin Rahmi'ye 🤭🌼
Gulyabani bitti ✔️ Gulyabani Gotik Edebiyat Kulübü'nün Haziran ayı kitabıydı, ben biraz geç kaldım ama çok geçmeden de okudum neyse ki. Kitabı okurken beklediğim gibi gönlümce ürperemedim, korkamadım ama olsun. Olay örgüsü yeterince merak uyandırıcıydı, gerilim hissini yaratmak konusunda zayıftı bana göre o kadar. Yine de bence yazıldığı dönemde okuyan insanları epey germiştir. Gürpınar okumaya devam 🌼👻 @karanliksato
Hala hayattayım ve hala okuyan bir muggleım. 🐒 Monte Cristo Kontu'nun ikinci cildine başladım, harika gidiyor. 💕
Sayıp dökme vakti. Şimdiye kadar okuduklarım arasında kategorilere yerleşemeyen bir sürü kitap var. Maratonu ihmal ettim çok ama bundan sonra kategorileri de dikkate alacağım. En azından deneyeceğim yani 😁😜
En kötüsü ne okuyacağına karar verememek..
Dorian Gray yolculukta bitti, çok etkileyiciydi. Yorumu gelecek! ♥️
Kitap Hırsızı dün bitti. Son bölümlerde göz yaşlarımı tutamadım. Çok etkilendiğimi itiraf etmem gerek. Savaşın en çok çocuklara zarar verdiğini, onların çocukluklarını ellerinden aldığını bir kez daha tüm çarpıcılığıyla görmüş oldum. Benden 5 yıldız aldı, fazlasıyla hak ediyordu. 🌠 Dün gece de hemen yılın ilk klasik okuması olacak Dorian Gray'in Portresi'ne başladım. Birkaç sayfa okudum fakat şimdiden yazarın dilinden edebi anlamda çok keyif alacağımı hissediyorum 👌 #kitaphırsızı #doriangrayinportresi #ithaki
Popsugar Reading Challenge 1/40 : Tanrı ve Canavarların Düşleri. 🌠 Duman ve Kemiğin Kızı, olması gerektiği gibi biten, hatta tadini damağınızda bırakan bir seri. Üç kitaplık, içinde hem aksiyon hem de romantizm barındıran büyülü bir hikaye. Muggle öneriyor!
Mim: 2018 Hedeflerim. 🌠 @periodiclibrary 'e beni mimlediği için çokça teşekkürler🎈
Daha çok klasik kitap okumak istiyorsunuz ama ihtiyacınız olan tek şey teşvik mi Güzel klasikler keşfetmek, klasik okuma sayımızı arttırmak için iki senedir yaptığımız ve faydasını da gördüğünüz maraton bu yıl da devam ediyor. Maratonun detayları için Okuyan Muggle blogunu ziyaret edin. Listelerinizi hazırlayıp benimle paylaşmayı unutmayın! 🎉🎉 #kom2018 #2018klasikkitapokumamaratonu