#geokokuyor hashtag on Instagram • Photos and Videos

  • Alexandre Dumas 24 Temmuz 1802 yılında Fransa’da doğmuştur. Babasını çok küçük yaşlarda kaybedince Paris’e gitmiştir. Avukat olmayı çok istemişse de Fransa Kralı Orleans Dükü olan Louis-Phlippe’in hizmetine girmiştir.
Alexandre Dumas’ın isminin “baba” kelimesi ile birlikte anılmasının nedeni oğlu ile aynı ismi taşıması ve oğlunun da bir yazar olmasıdır. 
Hayatı boyunca yaşadığı maddi zorluklar nedeni ile eğitimini tamamlayamayan Dumas kendi çabalarıyla İspanyolcayı öğrenmiştir. Dedesi Fransız bir asil, büyükannesi zenci bir köledir.

Alexandre Dumas noter katipliği, Dük sekreterliği gibi çeşitli işlerde çalışmıştır. Tiyatroya yönelmiş ve oyun yazmaya başlamıştır. İlk oyunu “Av ve Aşk” olmuş, bir arkadaşının yardımı ile tiyatroda sahnelenmiştir.

Sırası ile bu oyunun diğer oyunları takip etmiştir. Kendisine popülerliği getiren ise “Monte Cristo Kontu” ve “Üç Silahşörler” isimli eserleri olmuştur.

Babası bir general olan Alexandre Dumas babasından duyduğu devrim hikayelerinden esinlenerek tarihi romanlar yazmıştır.

Rusya’da yaşadığı yıllarda Rusya ile ilgili bir gezi kitabı yazmıştır. Daha sonra İtalya’ya geçmiş ve İtalya’nın ünlü İndipendente isimli gazetesini çıkarmıştır.

Fransa’nın yetiştirdiği en önemli yazarlardan olan Alexandre Dumas, Victor Hugo ve Emile Zola gibi büyük yazarların yanına taşınan küllerinden sonra hak ettiği değeri görmeye başlamıştır. Baba Alexandre Dumas ölümünden sonra geride 300’e yakın eser bırakmıştır.

Üç Silahşörler eserinde kullandığı “Birimiz Hepimiz, Hepimiz Birimiz İçin” sözü tüm dünya ile birlikte ülkemizde de hala kullanılmaktadır.
    Alexandre Dumas 24 Temmuz 1802 yılında Fransa’da doğmuştur. Babasını çok küçük yaşlarda kaybedince Paris’e gitmiştir. Avukat olmayı çok istemişse de Fransa Kralı Orleans Dükü olan Louis-Phlippe’in hizmetine girmiştir. Alexandre Dumas’ın isminin “baba” kelimesi ile birlikte anılmasının nedeni oğlu ile aynı ismi taşıması ve oğlunun da bir yazar olmasıdır. Hayatı boyunca yaşadığı maddi zorluklar nedeni ile eğitimini tamamlayamayan Dumas kendi çabalarıyla İspanyolcayı öğrenmiştir. Dedesi Fransız bir asil, büyükannesi zenci bir köledir. Alexandre Dumas noter katipliği, Dük sekreterliği gibi çeşitli işlerde çalışmıştır. Tiyatroya yönelmiş ve oyun yazmaya başlamıştır. İlk oyunu “Av ve Aşk” olmuş, bir arkadaşının yardımı ile tiyatroda sahnelenmiştir. Sırası ile bu oyunun diğer oyunları takip etmiştir. Kendisine popülerliği getiren ise “Monte Cristo Kontu” ve “Üç Silahşörler” isimli eserleri olmuştur. Babası bir general olan Alexandre Dumas babasından duyduğu devrim hikayelerinden esinlenerek tarihi romanlar yazmıştır. Rusya’da yaşadığı yıllarda Rusya ile ilgili bir gezi kitabı yazmıştır. Daha sonra İtalya’ya geçmiş ve İtalya’nın ünlü İndipendente isimli gazetesini çıkarmıştır. Fransa’nın yetiştirdiği en önemli yazarlardan olan Alexandre Dumas, Victor Hugo ve Emile Zola gibi büyük yazarların yanına taşınan küllerinden sonra hak ettiği değeri görmeye başlamıştır. Baba Alexandre Dumas ölümünden sonra geride 300’e yakın eser bırakmıştır. Üç Silahşörler eserinde kullandığı “Birimiz Hepimiz, Hepimiz Birimiz İçin” sözü tüm dünya ile birlikte ülkemizde de hala kullanılmaktadır.

    52 7
    4 hrs ago
  • Bu ay Fransız yazar Alexandre Dumas'tan Binbir Hayalet'i okuyoruz ️.
.
#gotik #korku #gotikedebiyat #gothic #gothicliterature  #spooky #ghost #hayalet #wicked  #alexandredumas #binbirhayalet  #karanlıkşato #okumakulübü #geokokuyor #geok
    60 4
    5 days ago
  • Kasım ayında Alexandre Dumas'tan Binbir Hayalet'i okuyoruz, kimler bizimle birlikte okumak ister? ️
.
.
#gotik #korku #gotikedebiyat #gothic #gothicliterature  #spooky #ghost #hayalet #wicked  #alexandredumas #binbirhayalet  #karanlıkşato #okumakulübü #geokokuyor #geok
    Kasım ayında Alexandre Dumas'tan Binbir Hayalet'i okuyoruz, kimler bizimle birlikte okumak ister 🕸️ . . #gotik #korku #gotikedebiyat #gothic #gothicliterature #spooky #ghost #hayalet #wicked #alexandredumas #binbirhayalet #karanlıkşato #okumakulübü #geokokuyor #geok

    97 10
    a week ago
  • #geokyorumluyor / Gülcan
Bildiğiniz üzere bu ayı yazar ayı yaptık ve seçtiğimiz yazar tuhaf kurgu denince akla gelen ilk isim olan H. P. Lovecraft. Benim zat-ı muhterem ile tanışmam İthaki yayınlarının 8 öyküden oluşan derlemesi olan
    #geokyorumluyor / Gülcan Bildiğiniz üzere bu ayı yazar ayı yaptık ve seçtiğimiz yazar tuhaf kurgu denince akla gelen ilk isim olan H. P. Lovecraft. Benim zat-ı muhterem ile tanışmam İthaki yayınlarının 8 öyküden oluşan derlemesi olan "Cthulhu'nun Çağrısı" ile olmuştu. Kısacık tadı damakta kalan öyküleriyle başlayıp, ortalarda bir yerlerde meşhuur Cthulhu mitosuna giriş yapıp, uzun öykülerinden biri olan "Innsmouth Üzerindeki Gölge" ile nefes nefese bırakarak muhteşem bir final yapıyordu. Bu ay kulüple birlikte okumak üzere seçtiğim hikayesi ise "Karanlıkta Fısıldayan". İsmi kulağa ne kadar tekinsiz geliyorsa hikayenin kendisi de aynen öyle. Lovecraft bu hikayesinde de ustaca yaratmayı başardığı "bilinmeyenin korkusu"nu (Lovecraft'ten bahsediyorsak bu tabiri kullanmasam olmazdı😁) yani açıkça tasvir edilmeyenin zihninizde en ürkütücü haliyle şekillenmesi ile oluşan korkuyu iliklerinize kadar hissettirmeyi başarıyor. Kalp atışlarınızı ivmeli bir şekilde artırırken sayfaları hızlı hızlı çevirtiyor ve "Neler oluyor! Aman tanrım neler oluyor, hemen şimdi biri bana açıklasın!!!!" şeklinde içinizden çığlıklar atarken bir bakmışsınız hikayenin sonuna gelmişsiniz, o vurucu son cümleyi okuyorsunuz. Hemen sonrasında kafanızda X-Files'ın jenerik müziğinin çalmaya başlaması çok muhtemel; zira hikaye Fox ile Mulder'ın ücra kırsallarda, gecenin karanlığında el fenerlerinin ışık konileri birbiriyle kesişirken, etrafta kol gezen habis gizemli yaratıkların sırrını çözmeye çalıştıkları bol gerilimli bir X-Files bölümü tadında :) Not: Etkisini katlamak için gece vakti okuyunuz😁

    63 13
    2 months ago
  • #geokyorumluyor // @middlearthlibrary
Eylül ayında Lovecraft’ın korku/gotik öykülerine yer verdik. Bu kapsamda ben de yazarın Karanlıkta Fısıldayan isimli novellasını okudum. Kulüp kapsamında bu zamana kadar okuduğum en ürkütücü ve en şaşırtıcı kitaplardan biriydi. Üzerine bir sürü fikir ve teori üretmeye müsait bir son ve gerilim dolu korku/fantastik öğeleri içeriyor.

Doğaüstü konular üzerine araştırmalar yapan Halkbilimci Profesör Albert Wilmarth, yaşadığı köyde ve çiftliğinin yakınlarında izler görüp sesler duyduğunu iddia eden Henry Akeley’den mektuplar almaya başlar. Akeley’in mektuplarında anlattığı akıl almaz olaylar Wilmarth'ın dikkatini çekmeyi başarır. Akeley fotoğraflar ve ses kayıtlarıyla iddialarını güçlendirirken biz olayları Profesör'ün görüşleriyle harmanlanmış bir şekilde okumayı sürdürüp kendimizi müthiş bir gerilimin içine buluyoruz.

Artan gerilimle beraber kitabın belirli bir noktasında kafamda deli sorular oluşmaya başladı. Beynimi böylesine yoran kitapları çok seviyorum. Bir sürü fikir ve teori ile kitabı bitirdim. Eğlenceli, gerilimli bir okumaydı. Sonu konusunda hala kafamda oturmayan bazı teoriler olsa da oldukça keyif aldım. Tavsiye ederim 
.
    #geokyorumluyor // @middlearthlibrary Eylül ayında Lovecraft’ın korku/gotik öykülerine yer verdik. Bu kapsamda ben de yazarın Karanlıkta Fısıldayan isimli novellasını okudum. Kulüp kapsamında bu zamana kadar okuduğum en ürkütücü ve en şaşırtıcı kitaplardan biriydi. Üzerine bir sürü fikir ve teori üretmeye müsait bir son ve gerilim dolu korku/fantastik öğeleri içeriyor. Doğaüstü konular üzerine araştırmalar yapan Halkbilimci Profesör Albert Wilmarth, yaşadığı köyde ve çiftliğinin yakınlarında izler görüp sesler duyduğunu iddia eden Henry Akeley’den mektuplar almaya başlar. Akeley’in mektuplarında anlattığı akıl almaz olaylar Wilmarth'ın dikkatini çekmeyi başarır. Akeley fotoğraflar ve ses kayıtlarıyla iddialarını güçlendirirken biz olayları Profesör'ün görüşleriyle harmanlanmış bir şekilde okumayı sürdürüp kendimizi müthiş bir gerilimin içine buluyoruz. Artan gerilimle beraber kitabın belirli bir noktasında kafamda deli sorular oluşmaya başladı. Beynimi böylesine yoran kitapları çok seviyorum. Bir sürü fikir ve teori ile kitabı bitirdim. Eğlenceli, gerilimli bir okumaydı. Sonu konusunda hala kafamda oturmayan bazı teoriler olsa da oldukça keyif aldım. Tavsiye ederim 👍 .

    47 5
    2 months ago
  • #geokyorumluyor / Beyza
Lovecraft uzun zamandır methini duyduğum bir yazardı ve eserlerini beğeneceğimden hiç şüphem yoktu. Geok sayesinde ilk kez okudum, iyi ki de okudum. Lovecraft hikayeleri karanlık bir havada ilerleyen, yer yer ürküten tarzdaydı. Karakterlerin olaylara tepkileri genellikle kelimelerle ifade edilemeyecek biçimde,
    #geokyorumluyor / Beyza Lovecraft uzun zamandır methini duyduğum bir yazardı ve eserlerini beğeneceğimden hiç şüphem yoktu. Geok sayesinde ilk kez okudum, iyi ki de okudum. Lovecraft hikayeleri karanlık bir havada ilerleyen, yer yer ürküten tarzdaydı. Karakterlerin olaylara tepkileri genellikle kelimelerle ifade edilemeyecek biçimde, "Bir insandan olamayacak bir ses duyuldu." gibiydi. Ve bu bilinmezlik, hikayeleri çok daha fazla tesir değerine sahip haline getiriyor. Onu kitap okumaya ve yazmaya iten nedenlerden biri rahatsızlıklarıydı. Eserlerine kendi yaşamını katmayan yazar elbet yoktur, özellikle Yabancı hikayesinde, başkarakterin Lovecraft'ın iç dünyasını yansıttığını düşünmekten kendimi alamadım. Ne kadar süre olduğunu bilmeden kendisini diğer herkesten izole etmesi, bunun farkına varması, insanlar arasına karışmak istemesi ama gidişatın istediği gibi gitmemesi...

    57 1
    2 months ago
  • #geokyorumluyor /@otakukutuphanesi

@karanliksato da bu ay H.P. Lovecraft'ı konuk ettik.
Belirli bir kitap yoktu,bu nedenle okuma çeşitliliğinin fazla olduğu bir etkinlik oldu bu ay. Ben Erich Zann' ın Müziği adlı kısa hikayesini seçtim.

Öncelikle kitabın baskısına bayıldım.Edisyon kısmında bir kaç hata vardı ama çevirisi güzeldi.O yüzden yayınevinin diğer gotiklerini de ekledim sepete.

Lovecraft'ı ilk kez okudum.Karanlık Şato'da olmanın en güzel yanı sanırım daha önce okumadığım yazarları tanımak.Tabi sevdiğim olduğu gibi sevemediklerimde oldu orası ayrı.
Lovecraft'a gelirsek eğer onunla tanışmak için ideal bir kitap okudum sanırım.Zira kalemini sevdim.
Tasvirleri çok netti.Kitabı okurken detayları kafanızda canlandırıyorsunuz, sonraki sayfada ise sizi o tasvirin resmi karşılıyor.Bu yönüyle de güzeldi bence.
Mesela Rue d`Auseil'in dar ve dik sokağın, yer yer merdivenler ile süslenmesi.Binaların yüksek olması gibi detayları okurken ister istemez aklınızda bir görüntü oluşuyor.Sonrasında ise gösterilen resim ile aklınızda olan görüntüyü karşılaştırabiliyorsunuz.Benim az çok tahmin ettiğim gibiydi.

Kitap bittikten sonra aklımda sorular kalsada Lovecraft, sanırım şu ana kadar en keyifle okuduğum Karanlık Şato kitabı oldu. 

Kitabın kapağını kapatınca aklınıza hemen gelen soru şu; Rue d`Auseil neden sadece kitabın anlatıcısına göründü? Erich Zann kim ve neyden korkuyordu? Sadece müziğin olduğu bir evrenin varlığının nedeni gibi aklımda deli sorular var ama cevaplarını bulamadım.Ya da benim acemiliğimden de kaynaklı olabilir belki bilemiyorum.
Eğer bu hikayeyi okuyan varsa ve soruların cevaplarını biliyorsa benimle paylaşırsa sevinirim. .
.
.
#karanlıkşato #geokokuyor #hplovecraft #erichzannınmüziği #gramkitap #gotik #korku #erichzann #kitapokudum
    #geokyorumluyor /@otakukutuphanesi @karanliksato da bu ay H.P. Lovecraft'ı konuk ettik. Belirli bir kitap yoktu,bu nedenle okuma çeşitliliğinin fazla olduğu bir etkinlik oldu bu ay. Ben Erich Zann' ın Müziği adlı kısa hikayesini seçtim. Öncelikle kitabın baskısına bayıldım.Edisyon kısmında bir kaç hata vardı ama çevirisi güzeldi.O yüzden yayınevinin diğer gotiklerini de ekledim sepete. Lovecraft'ı ilk kez okudum.Karanlık Şato'da olmanın en güzel yanı sanırım daha önce okumadığım yazarları tanımak.Tabi sevdiğim olduğu gibi sevemediklerimde oldu orası ayrı.😅 Lovecraft'a gelirsek eğer onunla tanışmak için ideal bir kitap okudum sanırım.Zira kalemini sevdim. Tasvirleri çok netti.Kitabı okurken detayları kafanızda canlandırıyorsunuz, sonraki sayfada ise sizi o tasvirin resmi karşılıyor.Bu yönüyle de güzeldi bence. Mesela Rue d`Auseil'in dar ve dik sokağın, yer yer merdivenler ile süslenmesi.Binaların yüksek olması gibi detayları okurken ister istemez aklınızda bir görüntü oluşuyor.Sonrasında ise gösterilen resim ile aklınızda olan görüntüyü karşılaştırabiliyorsunuz.Benim az çok tahmin ettiğim gibiydi. Kitap bittikten sonra aklımda sorular kalsada Lovecraft, sanırım şu ana kadar en keyifle okuduğum Karanlık Şato kitabı oldu. 😄 Kitabın kapağını kapatınca aklınıza hemen gelen soru şu; Rue d`Auseil neden sadece kitabın anlatıcısına göründü Erich Zann kim ve neyden korkuyordu Sadece müziğin olduğu bir evrenin varlığının nedeni gibi aklımda deli sorular var ama cevaplarını bulamadım.Ya da benim acemiliğimden de kaynaklı olabilir belki bilemiyorum.😅 Eğer bu hikayeyi okuyan varsa ve soruların cevaplarını biliyorsa benimle paylaşırsa sevinirim. . . . #karanlıkşato #geokokuyor #hplovecraft #erichzannınmüziği #gramkitap #gotik #korku #erichzann #kitapokudum

    51 2
    2 months ago
  • #geokyorumluyor / Ebrar
Lovecraft’ın çağrısına kulak verin! Korku sever biri olmama rağmen Karanlık Şato’ya üye olmadan evvel, adını bile duymadığım (korkuda çığır açmış) bir yazar H.P. Lovecraft ve okuduktan sonra da gerçekten kıymetinin bilinmemesine çok üzüldüm. Bu ay Karanlık kitaplık serisinden yazarın Cthulhu’nun  Çağrısı adlı kitabını okudum ben; içerisinde göz alıcı, gotik, grotesk yedi tane öykü var. Zaten kitap ilk elime geçtiğinde arkasında yazan şu yazı daha ilk anda kalbimi kazanmıştı: ‘Bu kitap bir dehşet davetiyesi, bir delilik güzellemesi. Bu Lovecraft’ın çağrısı...’
Çağrıya kulak verdim ve davete katıldım :) Yazarın dili akıcı ve kendine özgü bir tarzı var; baştaki kısa öykülerde korkulacak “şeyi” okuyucunun hayal gücüne bırakıyor. Bunu daha önce ‘Kafes’ adlı bir romanda görmüştüm ben, orada beni rahatsız etmişti bu durum yazarın açıklamasını istemiştim ama -İkinci kez yaşadığım için mi bilemiyorum- bu sefer hiç rahatsız etmedi tersine böyle olması daha da hoşuma gitti: ‘Bilinmeyenin korkusu...’ :) Sondaki öykü Cthulhu’nun Çağrısı ise tam bir hayal gücü zirvesi. Yazar bu kez dehşetin tasvirini okuyucusuna bırakmayıp apaçık gözler önüne seriyor ve sanki şöyle diyor: ‘Cehennemin dibinde keyifli vakitler geçirmenizi dilerim’... Bu gerçekten şu ana kadar okuduğum en gotik eser ve okuduğumda neden gotiği sevdiğimi çok daha iyi anladım: Yine arka kapakta öykülerin harika bir tanımı yapılmış: ‘Dehşeti tarif etmek mümkün değildi. Tarif eden ya mezarlığa düştü ya da akıl hastanesine; ya müzisyen oldu ya da ressam; ya aynaya baktığında başkasını gördü ya da denizin dibinde buldu kendisini.’
    #geokyorumluyor / Ebrar Lovecraft’ın çağrısına kulak verin! Korku sever biri olmama rağmen Karanlık Şato’ya üye olmadan evvel, adını bile duymadığım (korkuda çığır açmış) bir yazar H.P. Lovecraft ve okuduktan sonra da gerçekten kıymetinin bilinmemesine çok üzüldüm. Bu ay Karanlık kitaplık serisinden yazarın Cthulhu’nun Çağrısı adlı kitabını okudum ben; içerisinde göz alıcı, gotik, grotesk yedi tane öykü var. Zaten kitap ilk elime geçtiğinde arkasında yazan şu yazı daha ilk anda kalbimi kazanmıştı: ‘Bu kitap bir dehşet davetiyesi, bir delilik güzellemesi. Bu Lovecraft’ın çağrısı...’ Çağrıya kulak verdim ve davete katıldım :) Yazarın dili akıcı ve kendine özgü bir tarzı var; baştaki kısa öykülerde korkulacak “şeyi” okuyucunun hayal gücüne bırakıyor. Bunu daha önce ‘Kafes’ adlı bir romanda görmüştüm ben, orada beni rahatsız etmişti bu durum yazarın açıklamasını istemiştim ama -İkinci kez yaşadığım için mi bilemiyorum- bu sefer hiç rahatsız etmedi tersine böyle olması daha da hoşuma gitti: ‘Bilinmeyenin korkusu...’ :) Sondaki öykü Cthulhu’nun Çağrısı ise tam bir hayal gücü zirvesi. Yazar bu kez dehşetin tasvirini okuyucusuna bırakmayıp apaçık gözler önüne seriyor ve sanki şöyle diyor: ‘Cehennemin dibinde keyifli vakitler geçirmenizi dilerim’... Bu gerçekten şu ana kadar okuduğum en gotik eser ve okuduğumda neden gotiği sevdiğimi çok daha iyi anladım: Yine arka kapakta öykülerin harika bir tanımı yapılmış: ‘Dehşeti tarif etmek mümkün değildi. Tarif eden ya mezarlığa düştü ya da akıl hastanesine; ya müzisyen oldu ya da ressam; ya aynaya baktığında başkasını gördü ya da denizin dibinde buldu kendisini.’

    203 9
    2 months ago
  • #kitapyorumu || H.P Lovecraft - Erich Zann'ın Müziği || @karanliksato da bu ay H.P. Lovecraft'ı konuk ettik.
Belirli bir kitap yoktu,bu nedenle okuma çeşitliliğinin fazla olduğu bir etkinlik oldu bu ay. Ben, Erich Zann' ın Müziği adlı kısa hikayesini seçtim.

Öncelikle kitabın baskısına bayıldım.Edisyon kısmında bir kaç hata vardı ama çevirisi güzeldi.O yüzden yayınevinin diğer gotiklerini de ekledim sepete.

Lovecraft'ı ilk kez okudum.Karanlık Şato'da olmanın en güzel yanı sanırım daha önce okumadığım yazarları tanımak.Tabi sevdiğim olduğu gibi sevemediklerimde oldu orası ayrı.
Lovecraft'a gelirsek eğer, onunla tanışmak için ideal bir kitap okudum sanırım.Zira kalemini sevdim.
Tasvirleri çok netti.Kitabı okurken detayları kafanızda canlandırıyorsunuz, sonraki sayfada ise sizi o tasvirin resmi karşılıyor.Bu yönüyle de güzeldi bence.
Mesela Rue d`Auseil'in dar ve dik sokağın, yer yer merdivenler ile süslenmesi. Binaların yüksek olması gibi detayları okurken ister istemez aklınızda bir görüntü oluşuyor.Sonrasında ise gösterilen resim ile aklınızda olan görüntüyü karşılaştırabiliyorsunuz.Benim az çok tahmin ettiğim gibiydi.

Kitap bittikten sonra aklımda sorular kalsada Lovecraft, sanırım şu ana kadar en keyifle okuduğum Karanlık Şato kitabı oldu. 

Kitabın kapağını kapatınca aklınıza hemen gelen sorular şunlar; Rue d`Auseil neden sadece kitabın anlatıcısına göründü? Erich Zann kim ve neyden korkuyordu? Sadece müziğin olduğu bir evrenin varlığının nedeni ne gibi aklımda deli sorular var ama cevaplarını bulamadım.Ya da benim acemiliğimden de kaynaklı olabilir belki bilemiyorum.
Eğer bu hikayeyi okuyan varsa ve soruların cevaplarını biliyorsa benimle paylaşırsa sevinirim. .
.
.
#karanlıkşato #geokokuyor #hplovecraft #erichzannınmüziği #gramkitap #gotik #korku #erichzann #kitapokudum #bookreview #bookphotography #1kitap1dünya #1kitap1fotoğraf #booklover #bookaddict
    #kitapyorumu || H.P Lovecraft - Erich Zann'ın Müziği || @karanliksato da bu ay H.P. Lovecraft'ı konuk ettik. Belirli bir kitap yoktu,bu nedenle okuma çeşitliliğinin fazla olduğu bir etkinlik oldu bu ay. Ben, Erich Zann' ın Müziği adlı kısa hikayesini seçtim. Öncelikle kitabın baskısına bayıldım.Edisyon kısmında bir kaç hata vardı ama çevirisi güzeldi.O yüzden yayınevinin diğer gotiklerini de ekledim sepete. Lovecraft'ı ilk kez okudum.Karanlık Şato'da olmanın en güzel yanı sanırım daha önce okumadığım yazarları tanımak.Tabi sevdiğim olduğu gibi sevemediklerimde oldu orası ayrı.😅 Lovecraft'a gelirsek eğer, onunla tanışmak için ideal bir kitap okudum sanırım.Zira kalemini sevdim. Tasvirleri çok netti.Kitabı okurken detayları kafanızda canlandırıyorsunuz, sonraki sayfada ise sizi o tasvirin resmi karşılıyor.Bu yönüyle de güzeldi bence. Mesela Rue d`Auseil'in dar ve dik sokağın, yer yer merdivenler ile süslenmesi. Binaların yüksek olması gibi detayları okurken ister istemez aklınızda bir görüntü oluşuyor.Sonrasında ise gösterilen resim ile aklınızda olan görüntüyü karşılaştırabiliyorsunuz.Benim az çok tahmin ettiğim gibiydi. Kitap bittikten sonra aklımda sorular kalsada Lovecraft, sanırım şu ana kadar en keyifle okuduğum Karanlık Şato kitabı oldu. 😄 Kitabın kapağını kapatınca aklınıza hemen gelen sorular şunlar; Rue d`Auseil neden sadece kitabın anlatıcısına göründü Erich Zann kim ve neyden korkuyordu Sadece müziğin olduğu bir evrenin varlığının nedeni ne gibi aklımda deli sorular var ama cevaplarını bulamadım.Ya da benim acemiliğimden de kaynaklı olabilir belki bilemiyorum.😅 Eğer bu hikayeyi okuyan varsa ve soruların cevaplarını biliyorsa benimle paylaşırsa sevinirim. . . . #karanlıkşato #geokokuyor #hplovecraft #erichzannınmüziği #gramkitap #gotik #korku #erichzann #kitapokudum #bookreview #bookphotography #1kitap1dünya #1kitap1fotoğraf #booklover #bookaddict

    109 18
    2 months ago
  • "Yaşamak ve mutlu olmak için değil mi"

    54 1
    2 months ago
  • Karanlıkta Fısıldayan'dan bir alıntı, kimler hikayeyi okudu?.
.
.
#hplovecraft #lovecraft #cthulhu #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu
    51 1
    2 months ago
  • Fakat dünya, birçok çirkin şeye ev sahipliği yapar..
.
.
.
.
.
#hplovecraft #lovecraft #cthulhu #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu
    51 0
    2 months ago

  • 46 0
    2 months ago
  • "Ve orada dehşet içinde dururken, rüzgar eski sivri tavan arasındaki mumları söndürerek beni yabani ve koyu bir karanlığın içinde, önümdeki kaos ve cehennemle, ve geceyi yırtan viyolanın şeytani deliliğiyle baş başa bıraktı. ". . . . . . #hplovecraft #lovecraft #cthulhu #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu

    45 0
    2 months ago
  • "İnsanlığın en eski ve en güçlü duygusu KORKUDUR, en eski ve en güçlü korku da BİLİNMEYENİN KORKUSUDUR." . . . . . . . #hplovecraft #lovecraft #cthulhu #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu

    63 0
    2 months ago
  • "Ebediyetin bağrında uyuyan ölü değildir, ama tuhaf çağlardan sonra ölüm de ölebilir." . . . . . . . . #hplovecraft #lovecraft #cthulhu #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu

    80 3
    2 months ago
  • "Çünkü unutuş beni sakinleştirse de, hep biliyorum ki bir yabancıyım ben; bu yüzyılda ve hâlâ insan olanların arasında bir yabancı." . . . . . . . . . #hplovecraft #lovecraft #cthulhu #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu

    80 1
    2 months ago
  • Ufak düzeltme, Mezar adlı hikayesinden.  Peki senin en sevdiğin Lovecraft hikayesi hangisi?.
.
.
.
.

#hplovecraft #lovecraft #cthulhu #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu
    90 7
    2 months ago
  • Howard Phillips Lovecraft kimdir?

20 Ağustos 1890’da Rhode Island, Providence’ta doğdu. Üç-dört yaşlarında okumaya, altı-yedi yaşlarında yazmaya başladı. Sekiz yaşında bilimle ilgilendi ve dokuz yaşından on yedi yaşına kadar iki amatör bilim gazetesi hazırlayıp çevresine dağıttı. Yirmili yaşlarında çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Annesi ve babası yirmi üç yıl arayla aynı akıl hastanesinde öldü. Kısa süren bir evlilik yaşadı. Genellikle korku öyküleriyle tanınmasına rağmen, yüz bine yakın mektup, onlarca makale, deneme ve şiir yazdı. Tarihin en önemli korku edebiyatı incelemelerinden Supernatural Horror in Literature’a imza attı. Son birkaç yılını zor koşullarda geçirdi. 1937’de bağırsak kanseri olduğu öğrenildi. 15 Mart 1937’de öldü.

Korku, bilimkurgu ve fantazi türlerinde eser veren büyük yazarların çoğunda Lovecraft etkisi vardır. Eserleri sinemaya, tiyatroya, müziğe, çizgi-romana, bilgisayar ve masaüstü oyunlarına esin kaynağı olmuştur. Arkham House, Necronomicon Press ve Hippocampus Press gibi yayınevleri Lovecraft’ın geride bıraktığı eserleri ya da onun mitosuna ve hayatına dair eserleri yayımlamak amacıyla kurulmuştur.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

#hplovecraft #lovecraft #cthulhu #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu
    Howard Phillips Lovecraft kimdir 20 Ağustos 1890’da Rhode Island, Providence’ta doğdu. Üç-dört yaşlarında okumaya, altı-yedi yaşlarında yazmaya başladı. Sekiz yaşında bilimle ilgilendi ve dokuz yaşından on yedi yaşına kadar iki amatör bilim gazetesi hazırlayıp çevresine dağıttı. Yirmili yaşlarında çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Annesi ve babası yirmi üç yıl arayla aynı akıl hastanesinde öldü. Kısa süren bir evlilik yaşadı. Genellikle korku öyküleriyle tanınmasına rağmen, yüz bine yakın mektup, onlarca makale, deneme ve şiir yazdı. Tarihin en önemli korku edebiyatı incelemelerinden Supernatural Horror in Literature’a imza attı. Son birkaç yılını zor koşullarda geçirdi. 1937’de bağırsak kanseri olduğu öğrenildi. 15 Mart 1937’de öldü. Korku, bilimkurgu ve fantazi türlerinde eser veren büyük yazarların çoğunda Lovecraft etkisi vardır. Eserleri sinemaya, tiyatroya, müziğe, çizgi-romana, bilgisayar ve masaüstü oyunlarına esin kaynağı olmuştur. Arkham House, Necronomicon Press ve Hippocampus Press gibi yayınevleri Lovecraft’ın geride bıraktığı eserleri ya da onun mitosuna ve hayatına dair eserleri yayımlamak amacıyla kurulmuştur. . . . . . . . . . . #hplovecraft #lovecraft #cthulhu #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu

    95 1
    2 months ago
  • Bu ay şatoda çok özel bir konuğumuz var: Howard Philips Lovecraft. Korkunun babası olarak görülen yazardan istediğiniz bir kitabı veya öyküyü okuyarak bize katılabilirsiniz. Okumalarınızı #geokokuyor ve #geokyorumluyor etiketlerini kullanarak paylaşmayı unutmayın.  Keyifli okumalar dileriz!
    Bu ay şatoda çok özel bir konuğumuz var: Howard Philips Lovecraft. Korkunun babası olarak görülen yazardan istediğiniz bir kitabı veya öyküyü okuyarak bize katılabilirsiniz. Okumalarınızı #geokokuyor ve #geokyorumluyor etiketlerini kullanarak paylaşmayı unutmayın. 🖤 Keyifli okumalar dileriz!

    86 0
    2 months ago
  • #geokyorumluyor Ebrar
.
Oldukça trajik, mekan odaklı tarihi bir kurgu: Dönemin Paris’i ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi... Okurken yoğun tasvirler sizi biraz yorabilir ama yarısına kadar sabırla okursanız devamı sürükleyici bir şekilde gelecektir. Victor Hugo bu eseriyle gerçekten döneminin üstü bir yazar olduğunu kanıtlamış. Benim için biraz zor bir okuma olsa da geok kapsamında okuduğum için mutluyum, ilk defa bu tarz bir kitap okumuş oldum böylece. Çocukluğumda izlediğim disney uyarlamasından hatırımda kalanlar bazı şeyleri daha farklı hayal etmeme sebep olsa da Notre-Dame’ın kamburu olayları gerçekmişçesine aktarımıyla beni çok etkiledi.
    #geokyorumluyor Ebrar . Oldukça trajik, mekan odaklı tarihi bir kurgu: Dönemin Paris’i ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi... Okurken yoğun tasvirler sizi biraz yorabilir ama yarısına kadar sabırla okursanız devamı sürükleyici bir şekilde gelecektir. Victor Hugo bu eseriyle gerçekten döneminin üstü bir yazar olduğunu kanıtlamış. Benim için biraz zor bir okuma olsa da geok kapsamında okuduğum için mutluyum, ilk defa bu tarz bir kitap okumuş oldum böylece. Çocukluğumda izlediğim disney uyarlamasından hatırımda kalanlar bazı şeyleri daha farklı hayal etmeme sebep olsa da Notre-Dame’ın kamburu olayları gerçekmişçesine aktarımıyla beni çok etkiledi.

    43 1
    2 months ago
  • #geokyorumluyor @okuyanmuggle - Gözde
Boşlukta olduğunuzu düşünün ya da önünüzde bomboş bir alanın olduğunu. Hugo hikayesini anlatmaya başlamadan önce bu boşluğu sizin için dolduruyor, benim renkleri olduğunu düşündüğüm kelimeleriyle size bir mekan, bir yer resmediyor. Önce Paris'i anlatıyor size. Hikayesinin arka planını güzelce oturtuyor kafanızda. Sonra yavaş yavaş daraltmaya başlıyor görüş açınızı ve hikayenin geçtiği her ortamı ilmek ilmek işliyor bu arka plana. Sizi hikayeye böyle yorucu bir girizgahla hazırlıyor aslında. Şehri, katedrali, kitaptaki diğer mekanları sayfalar süren betimlemelerle anlatıyor. Benim için bu kısımları okumamak ya da atlamak mümkün olmadı çünkü yazarın tasvir yeteneğine öylesine hayran kaldım ki sözcükleri arasından yolumu bulup çıkamadım. Yazarın kaleminin peşine takılıp o anlatırken ben  de  Paris'i, Notre Dame Katedrali'nin her bir köşesini keşfe çıktım. Bu yoğun betimlemelerle dolu sayfalar bittiğinde haliyle yorgun düşmüştüm. Yorucu bir yolculuktu olmuştu bu, ama aynı zamanda son derece doyurucu ve keyifliydi. Hem artık sırada arka planını iyice öğrendiğim bir hikayeyi okumak vardı. Buraya gelene kadar ara sıra bahsetmiş olduğu ilginç karakterlerin gerçek hikayelerini dinleme zamanıydı artık. Hikaye için ne diyebilirim ki. Anlatı boyunca heyecanlandım, meraklandım, üzüldüm, kızdım, nefret ettim, gerildim, yine kızdım, çok kızdım. Bazı karakterler beni hayal kırıklığına uğrattı, onlara karşı oluşan beklentimi boşa çıkardılar. Ama gerçek hayatta da böyle değil midir? Kitabı okurken bunu düşündüm aslında. Hayatımızdaki bazı insanlara bazen farklı, hayali kişilikler yüklüyoruz. Onlardan çok şey bekliyoruz. Hatta bazen onları öyle bir yere koyuyoruz ki yaşattıkları hayal kırıklığı da o derece büyük oluyor. Kimseye hak ettiğinden daha fazla değer vermemek, kimse hakkında olmadık beklentilere girmemek gerek. Sonra sonu hüsran oluyor. Yani bence kitabın anlattığı hikaye zaten etkileyici, şöyle ki dümdüz anlatılsa dahi insanı duygulandıracak bir hikayesi var kitabın; fakat beni asıl etkisi altına alan şey yazarın anlatımı oldu...
    #geokyorumluyor @okuyanmuggle - Gözde Boşlukta olduğunuzu düşünün ya da önünüzde bomboş bir alanın olduğunu. Hugo hikayesini anlatmaya başlamadan önce bu boşluğu sizin için dolduruyor, benim renkleri olduğunu düşündüğüm kelimeleriyle size bir mekan, bir yer resmediyor. Önce Paris'i anlatıyor size. Hikayesinin arka planını güzelce oturtuyor kafanızda. Sonra yavaş yavaş daraltmaya başlıyor görüş açınızı ve hikayenin geçtiği her ortamı ilmek ilmek işliyor bu arka plana. Sizi hikayeye böyle yorucu bir girizgahla hazırlıyor aslında. Şehri, katedrali, kitaptaki diğer mekanları sayfalar süren betimlemelerle anlatıyor. Benim için bu kısımları okumamak ya da atlamak mümkün olmadı çünkü yazarın tasvir yeteneğine öylesine hayran kaldım ki sözcükleri arasından yolumu bulup çıkamadım. Yazarın kaleminin peşine takılıp o anlatırken ben de Paris'i, Notre Dame Katedrali'nin her bir köşesini keşfe çıktım. Bu yoğun betimlemelerle dolu sayfalar bittiğinde haliyle yorgun düşmüştüm. Yorucu bir yolculuktu olmuştu bu, ama aynı zamanda son derece doyurucu ve keyifliydi. Hem artık sırada arka planını iyice öğrendiğim bir hikayeyi okumak vardı. Buraya gelene kadar ara sıra bahsetmiş olduğu ilginç karakterlerin gerçek hikayelerini dinleme zamanıydı artık. Hikaye için ne diyebilirim ki. Anlatı boyunca heyecanlandım, meraklandım, üzüldüm, kızdım, nefret ettim, gerildim, yine kızdım, çok kızdım. Bazı karakterler beni hayal kırıklığına uğrattı, onlara karşı oluşan beklentimi boşa çıkardılar. Ama gerçek hayatta da böyle değil midir Kitabı okurken bunu düşündüm aslında. Hayatımızdaki bazı insanlara bazen farklı, hayali kişilikler yüklüyoruz. Onlardan çok şey bekliyoruz. Hatta bazen onları öyle bir yere koyuyoruz ki yaşattıkları hayal kırıklığı da o derece büyük oluyor. Kimseye hak ettiğinden daha fazla değer vermemek, kimse hakkında olmadık beklentilere girmemek gerek. Sonra sonu hüsran oluyor. Yani bence kitabın anlattığı hikaye zaten etkileyici, şöyle ki dümdüz anlatılsa dahi insanı duygulandıracak bir hikayesi var kitabın; fakat beni asıl etkisi altına alan şey yazarın anlatımı oldu...

    50 2
    3 months ago
  • #geokyorumluyor Berfin
.
Ya benim izlediğim Disney yapımı animasyonla, okuduğum çocuk kitabıyla hiç alakası yok? :D Bunun şaşkınlığıyla bitirdim. Okuduğum en güzel mekan tasvirlerini barındıran kitaplardan biri olmakla birlikte çocukluk anılarımdan bu derece farklı çıkması beni çok şaşırttı. Ufak bir yıkılma yaşadım, neyse, sağlık olsun :D
Notre Dame'ın Kamburu olay örgüsü açısından okuması zor bir kitap. Konuyu yakaladığımda 200. sayfayı bitirmiştim.  Kitabı okuyacaklara tavsiye, olayı değil mekanı benimseyerek başlamanız. Yazar o dönemin Paris'ini, Notre Dame'ı ve çevresini o kadar güzel aktarmış ki boş verin olayları, Paris'i izleyin. Sokaklarda yürüyün, girintili çıkıntılı taşlardan ayağınıza su sıçrasın. Kalabalığa karışın, gün batarken ve doğarken Paris'i izleyin. Sokağın uğultusu dinene, ışıklar sönene kadar gezin ve sonra Notre Dame'a girin. Okurken mekanı izlemek her kitapta nasip olmuyor, bilsem en baştan böyle okur ve çok daha fazla keyif alırdım. Victor Hugo'nun günümüzde dahi geçerliğini koruyan, insan ilişkilerine dair yaptığı tespitler de çok başarılıydı. Genel olarak iyi ki okumuşum dediğim bir eser oldu. 
Kitabı Karanlık Şato - Gotik Edebiyat Kulübü kapsamında okuduk. Tarihi kurgu türündeki bu Fransız klasiği ufak da olsa gotik tasvirler ve sahneler barındırıyor. Son olarak, mimari restorasyon üzerine dedikleri, verdiği bilgi adeta ders niteliğinde. Kentsel koruma alanında çalışan birisi olarak bu açıdan bakınca da çok severek, bilgi edinerek yaptığım bir okuma oldu.
    #geokyorumluyor Berfin . Ya benim izlediğim Disney yapımı animasyonla, okuduğum çocuk kitabıyla hiç alakası yok :D Bunun şaşkınlığıyla bitirdim. Okuduğum en güzel mekan tasvirlerini barındıran kitaplardan biri olmakla birlikte çocukluk anılarımdan bu derece farklı çıkması beni çok şaşırttı. Ufak bir yıkılma yaşadım, neyse, sağlık olsun :D Notre Dame'ın Kamburu olay örgüsü açısından okuması zor bir kitap. Konuyu yakaladığımda 200. sayfayı bitirmiştim. Kitabı okuyacaklara tavsiye, olayı değil mekanı benimseyerek başlamanız. Yazar o dönemin Paris'ini, Notre Dame'ı ve çevresini o kadar güzel aktarmış ki boş verin olayları, Paris'i izleyin. Sokaklarda yürüyün, girintili çıkıntılı taşlardan ayağınıza su sıçrasın. Kalabalığa karışın, gün batarken ve doğarken Paris'i izleyin. Sokağın uğultusu dinene, ışıklar sönene kadar gezin ve sonra Notre Dame'a girin. Okurken mekanı izlemek her kitapta nasip olmuyor, bilsem en baştan böyle okur ve çok daha fazla keyif alırdım. Victor Hugo'nun günümüzde dahi geçerliğini koruyan, insan ilişkilerine dair yaptığı tespitler de çok başarılıydı. Genel olarak iyi ki okumuşum dediğim bir eser oldu. Kitabı Karanlık Şato - Gotik Edebiyat Kulübü kapsamında okuduk. Tarihi kurgu türündeki bu Fransız klasiği ufak da olsa gotik tasvirler ve sahneler barındırıyor. Son olarak, mimari restorasyon üzerine dedikleri, verdiği bilgi adeta ders niteliğinde. Kentsel koruma alanında çalışan birisi olarak bu açıdan bakınca da çok severek, bilgi edinerek yaptığım bir okuma oldu.

    63 1
    3 months ago

  • 46 0
    3 months ago
  • "İnsan düşüncesi varlığını sürdürmek için mimarlıktan daha kalıcı ve dayanıklı olmakla kalmayıp daha basit ve daha kolay da olan bir araç bulur. Mimarlık tahtından indirilir. Orpheus'un taş harflerinin yerini Gutenberg'in kurşun harfleri alacaktır. Kitap, yapıyı öldürecektir." . . . . . . . . . #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu #notredameınkamburu #notredame #victorhugo #quasimodo

    42 2
    3 months ago

  • 44 0
    3 months ago
  • "Modalar, devrimlerden daha çok kötülük yaptı. Eserlerin etine bıçak vurdular, sanatın iskeletine saldırdılar, hem biçim hem simge, hem mantık hem güzellik anlamında binayı kestiler, biçtiler, dağıttılar öldürdüler. Sonra akıllarınca yeniden yaptılar: Hiç olmazsa zaman ve devrimler böyle bir iddiada bulunmamışlardı!" . . . . . . . . . . #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu #notredameınkamburu #notredame #victorhugo #quasimodo

    46 0
    3 months ago

  • 44 0
    3 months ago

  • 51 0
    3 months ago
  • Ağustos ayının yazarı Victor Hugo. Fransız edebiyatının en ünlü yazarlarından biri olan sanatçı, edebi ününü şiirleri ve oyunları ile kazandı. Romantik akımın en tanınmış adları arasında yer aldı. Toplumsal sorunlar ve politikayla yakından ilgilendi, 1848 ayaklanmalarının ardından Kurucu Meclis’e katıldı, daha sonra milletvekilliği yaptı, l’Evénement adlı bir gazete çıkardı. 1852’de Louis Bonaparte’ın imparatorluğunu ilan ettiği hükümet darbesine karşı çıktığı için sürgün edildi. Cezası 1859’da sona erdi, fakat imparatorluk yıkılana kadar gönüllü olarak sürgünde kaldı, 1870’de Fransa’ya döndü. 1871’de Paris Komünü’nü desteklemese de komüncüleri savundu. 1831 yılında yayımlanan romanı Notre Dame’ın Kamburu klasik edebiyatın şaheserleri arasında yer alır
.
.
.
. 
#geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu #notredameınkamburu #notredame #victorhugo #quasimodo #canyayınları
    Ağustos ayının yazarı Victor Hugo. Fransız edebiyatının en ünlü yazarlarından biri olan sanatçı, edebi ününü şiirleri ve oyunları ile kazandı. Romantik akımın en tanınmış adları arasında yer aldı. Toplumsal sorunlar ve politikayla yakından ilgilendi, 1848 ayaklanmalarının ardından Kurucu Meclis’e katıldı, daha sonra milletvekilliği yaptı, l’Evénement adlı bir gazete çıkardı. 1852’de Louis Bonaparte’ın imparatorluğunu ilan ettiği hükümet darbesine karşı çıktığı için sürgün edildi. Cezası 1859’da sona erdi, fakat imparatorluk yıkılana kadar gönüllü olarak sürgünde kaldı, 1870’de Fransa’ya döndü. 1871’de Paris Komünü’nü desteklemese de komüncüleri savundu. 1831 yılında yayımlanan romanı Notre Dame’ın Kamburu klasik edebiyatın şaheserleri arasında yer alır . . . . #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu #notredameınkamburu #notredame #victorhugo #quasimodo #canyayınları

    44 0
    3 months ago