#geokyorumluyor hashtag on Instagram • Photos and Videos

  • #geokyorumluyor @kuzeysplace Açıkçası beni istediğim kadar etkileyen bir kitap olmasa da oldukça keyifli zaman geçirmemi sağladı. romantik korku türü altında değerlendirdiğimizde türünün en iyi örneklerinden olmasına karşın ben bu türe pek yakınlık hissetmediğimden bayıldığımı söyleyemem ama kesinlikle sevmedim de diyemem.
puanım: 6,5/10
.
.
.
#gotik #korku #gotikedebiyat #gothic #gothicliterature  #spooky #ghost #hayalet #wicked  #operadakihayalet #gastonleroux  #karanlıkşato #okumakulübü #geokokuyor #geok #phantomoftheopera
    #geokyorumluyor @kuzeysplace Açıkçası beni istediğim kadar etkileyen bir kitap olmasa da oldukça keyifli zaman geçirmemi sağladı. romantik korku türü altında değerlendirdiğimizde türünün en iyi örneklerinden olmasına karşın ben bu türe pek yakınlık hissetmediğimden bayıldığımı söyleyemem ama kesinlikle sevmedim de diyemem. puanım: 6,5/10 . . . #gotik #korku #gotikedebiyat #gothic #gothicliterature #spooky #ghost #hayalet #wicked #operadakihayalet #gastonleroux #karanlıkşato #okumakulübü #geokokuyor #geok #phantomoftheopera

    63 2
    5 months ago
  • #geokyorumluyor @silentbookland Gaston Leroux’un gotik romantik türündeki ölümsüz eseri operadaki hayalet, trajik bir aşk hikayesini konu alır. Üstelik bu tarihi ve gerçek bir hikayeye dayanmaktadır. Kitabın türü gotik korku olarak geçse de aslında kitap çok fazla korku öğesi içermiyor, aksine oldukça keyifli bir okumaydı benim için. Operadaki Hayalet’i okurken ara ara kendinizi gülerken bulabilirsiniz, şöyle ki: Kitap, operadakilerin hayalet söylentileri ve korkularıyla başlıyor. Romanın hayalet dışındaki diğer asıl kahramanları Christine Daae ve Raoul Chagny’yi kısa bir süre tanıdıktan sonra Operanın yeni müdürlerine, onların hayaletle bir hayli çetrefilli mücadelelerine geçiyoruz. Ki bu mücadeleleri sonralarda acayip eğlenceli bir hal alıyor. Tabii daha sonra bu eğlence bir trajediye dönüşüyor... Operadaki hayalet; anlatımındaki akıcılık, hikayenin sürekliyeciliği ile bir çırpıda bitti. Özellikle sonlara doğru hiç bitmesini istemedim, artık benim en sevdiğim kitaplar arasında.Gaston Leroux’un gotik romantik türündeki ölümsüz eseri operadaki hayalet, trajik bir aşk hikayesini konu alır. Üstelik bu tarihi ve gerçek bir hikayeye dayanmaktadır. Kitabın türü gotik korku olarak geçse de aslında kitap çok fazla korku öğesi içermiyor, aksine oldukça keyifli bir okumaydı benim için. Operadaki Hayalet’i okurken ara ara kendinizi gülerken bulabilirsiniz, şöyle ki: Kitap, operadakilerin hayalet söylentileri ve korkularıyla başlıyor. Romanın hayalet dışındaki diğer asıl kahramanları Christine Daae ve Raoul Chagny’yi kısa bir süre tanıdıktan sonra Operanın yeni müdürlerine, onların hayaletle bir hayli çetrefilli mücadelelerine geçiyoruz. Ki bu mücadeleleri sonralarda acayip eğlenceli bir hal alıyor. Tabii daha sonra bu eğlence bir trajediye dönüşüyor... Operadaki hayalet; anlatımındaki akıcılık, hikayenin sürekliyeciliği ile bir çırpıda bitti. Özellikle sonlara doğru hiç bitmesini istemedim, artık benim en sevdiğim kitaplar arasında.
    #geokyorumluyor @silentbookland Gaston Leroux’un gotik romantik türündeki ölümsüz eseri operadaki hayalet, trajik bir aşk hikayesini konu alır. Üstelik bu tarihi ve gerçek bir hikayeye dayanmaktadır. Kitabın türü gotik korku olarak geçse de aslında kitap çok fazla korku öğesi içermiyor, aksine oldukça keyifli bir okumaydı benim için. Operadaki Hayalet’i okurken ara ara kendinizi gülerken bulabilirsiniz, şöyle ki: Kitap, operadakilerin hayalet söylentileri ve korkularıyla başlıyor. Romanın hayalet dışındaki diğer asıl kahramanları Christine Daae ve Raoul Chagny’yi kısa bir süre tanıdıktan sonra Operanın yeni müdürlerine, onların hayaletle bir hayli çetrefilli mücadelelerine geçiyoruz. Ki bu mücadeleleri sonralarda acayip eğlenceli bir hal alıyor. Tabii daha sonra bu eğlence bir trajediye dönüşüyor... Operadaki hayalet; anlatımındaki akıcılık, hikayenin sürekliyeciliği ile bir çırpıda bitti. Özellikle sonlara doğru hiç bitmesini istemedim, artık benim en sevdiğim kitaplar arasında.Gaston Leroux’un gotik romantik türündeki ölümsüz eseri operadaki hayalet, trajik bir aşk hikayesini konu alır. Üstelik bu tarihi ve gerçek bir hikayeye dayanmaktadır. Kitabın türü gotik korku olarak geçse de aslında kitap çok fazla korku öğesi içermiyor, aksine oldukça keyifli bir okumaydı benim için. Operadaki Hayalet’i okurken ara ara kendinizi gülerken bulabilirsiniz, şöyle ki: Kitap, operadakilerin hayalet söylentileri ve korkularıyla başlıyor. Romanın hayalet dışındaki diğer asıl kahramanları Christine Daae ve Raoul Chagny’yi kısa bir süre tanıdıktan sonra Operanın yeni müdürlerine, onların hayaletle bir hayli çetrefilli mücadelelerine geçiyoruz. Ki bu mücadeleleri sonralarda acayip eğlenceli bir hal alıyor. Tabii daha sonra bu eğlence bir trajediye dönüşüyor... Operadaki hayalet; anlatımındaki akıcılık, hikayenin sürekliyeciliği ile bir çırpıda bitti. Özellikle sonlara doğru hiç bitmesini istemedim, artık benim en sevdiğim kitaplar arasında.

    62 1
    5 months ago
  • #geokyorumluyor @buyulu_ayrac 2004 yapımı filmini izlemiş, Hayalet'e aşık olmuş biri olarak kitabı okumak istedim. Her uyarlama gibi kitap filminden daha iyiydi. Gaston Leroux hikayenin polisiye & gizem yanını ön plana çıkararak yazmış, bu başlarda biraz hayalkırıklığı yaşamama sebep olsa da Erik'i derinlemesine tanırken iyiki böyle olmuş diyerek okudum. Kitap bir nevi aşk üçgenin üzerine kurulu, ayrıca Christine Daaé karakterine ısınamadım. Acaba yazar güzel ama aptal bir kadın tarafından terk mi edilmiş de böyle bir karakter yaratmış... Detaylı yorumumu http://buyuluayrac.blogspot.com.tr/ adresinde bulabilirsiniz. Bu arada hikayenin en güzel tarafı gerçek olaylardan esinlenerek yaratılmış olması.
.
.
.
. 
#gotik #korku #gotikedebiyat #gothic #gothicliterature  #spooky #ghost #hayalet #wicked  #operadakihayalet #gastonleroux  #karanlıkşato #okumakulübü #geokokuyor #geok #phantomoftheopera
    #geokyorumluyor @buyulu_ayrac 2004 yapımı filmini izlemiş, Hayalet'e aşık olmuş biri olarak kitabı okumak istedim. Her uyarlama gibi kitap filminden daha iyiydi. Gaston Leroux hikayenin polisiye & gizem yanını ön plana çıkararak yazmış, bu başlarda biraz hayalkırıklığı yaşamama sebep olsa da Erik'i derinlemesine tanırken iyiki böyle olmuş diyerek okudum. Kitap bir nevi aşk üçgenin üzerine kurulu, ayrıca Christine Daaé karakterine ısınamadım. Acaba yazar güzel ama aptal bir kadın tarafından terk mi edilmiş de böyle bir karakter yaratmış... 😅Detaylı yorumumu http://buyuluayrac.blogspot.com.tr/ adresinde bulabilirsiniz. Bu arada hikayenin en güzel tarafı gerçek olaylardan esinlenerek yaratılmış olması. . . . . #gotik #korku #gotikedebiyat #gothic #gothicliterature #spooky #ghost #hayalet #wicked #operadakihayalet #gastonleroux #karanlıkşato #okumakulübü #geokokuyor #geok #phantomoftheopera

    65 0
    5 months ago
  • #geokyorumluyor @esseve Alexandre Dumas'ın kaleme aldığı Binbir Hayalet'i kasım ayında Karanlık Şato'da ağırladık. Yoğunluktan dolayı kitaba geç başladım ama başladıktan sonra hikayeler o kadar akıcı ve merak ettiriciydi ki hiç sıkılmadan okudum.

Kitaba başlamadan önce kitap hakkında hiçbir fikrim yoktu. Dolayısıyla çevirmenin kitabın başındaki notunu okuyunca bir miktar gözüm korkmuştu çünkü benim Fransız tarihiyle ilgili bildiğim tek şeyin Marie Antoinette'nin
    #geokyorumluyor @esseve Alexandre Dumas'ın kaleme aldığı Binbir Hayalet'i kasım ayında Karanlık Şato'da ağırladık. Yoğunluktan dolayı kitaba geç başladım ama başladıktan sonra hikayeler o kadar akıcı ve merak ettiriciydi ki hiç sıkılmadan okudum. Kitaba başlamadan önce kitap hakkında hiçbir fikrim yoktu. Dolayısıyla çevirmenin kitabın başındaki notunu okuyunca bir miktar gözüm korkmuştu çünkü benim Fransız tarihiyle ilgili bildiğim tek şeyin Marie Antoinette'nin "Ekmek yoksa pasta yesinler." sözüyken kitaptaki olaylar gerçek kişi ve olaylara dayanıyordu. Ama okumaya devam ettikçe korkumun yersiz olduğunu fark ettim. Alexander Dumas gerçek ve kurguyu o kadar ustaca harmanlamış ki gerçeğin nerede bittiğinin, kurgunun nerede başladığının farkına bile varamadım. Okumaya başlarken tarihi gerçeklere dayanan kısımların beni bunaltacağını düşünürken aksine monarşinin yıkıldığı, cellatların fazlaca mesai yaptığı o korkunç dönemi merak etmemi sağladı. Öykülere gelirsek de bir tanesi hariç hepsini çok sevdim. Kitap birbirinden bağımsız öykülerden değil, korkunç bir olay sonucu bir araya gelen kişilerin dolaylı ya da doğrudan tecrübe ettikleri olayları sırayla anlatmasından oluşuyor. Karısını öldüren ve öldükten sonra karısının konuştuğunu iddia eden bir adamın itirafıyla başlıyor orada olanların kendi hikayelerini anlatmaları. Bu hikayeleri anlatanlar gerçekten de tarihten insanlar olunca ve yaşanmış olaylarla desteklenince anlattıkları hayalet hikayeleri daha sahici, daha ürpertici oluyor. Ben sonundan pek hoşlanmadım sadece. Bir anda bitmiş, yarım kalmış gibi geldi bana. Yine de bana keyifli bir okuma yaşattığı için öneririm :))

    57 0
    6 months ago
  • #geokyorumluyor @buyulu_ayrac Okuduğum en keyifli hayalet öykülerinden biriydi. Özellikle son hikaye çok güzeldi. Kitabın en sevdiğim tarafı bu hikayeleri ayrı ayrı değil aynı odada bulunan insanlardan sırasıyla dinliyor oluşumuz. Normalde öykü okurken yoruluyordum, bu özelliği sayesinde roman gibi aktı.
    #geokyorumluyor @buyulu_ayrac Okuduğum en keyifli hayalet öykülerinden biriydi. Özellikle son hikaye çok güzeldi. Kitabın en sevdiğim tarafı bu hikayeleri ayrı ayrı değil aynı odada bulunan insanlardan sırasıyla dinliyor oluşumuz. Normalde öykü okurken yoruluyordum, bu özelliği sayesinde roman gibi aktı.

    49 0
    6 months ago
  • #geokyorumluyor @gulcanynyl Kitapta olaylar cinnet geçirmiş gibi görünen bir taş ocağı işçisinin işlediği cinayeti itirafıyla başlıyor. Anlattığının akılalmazlığından dolayı cinayet mahallinde itirafı dinleyenler ve bu tanıklardan biri olarak karşımıza çıkan (ve kendini kitap karakterlerinden biri olarak tanıtarak bizi şaşırtan) Alexandre Dumas, inanıp inanmamakta tereddüt ediyorlar. Yine itirafı dinleyenlerden biri olan belediye başkanının verdiği bir yemek davetinde bu olay gündeme geliyor ve duyduklarının gerçekliğini sorgulayan konuklar tek tek başlarından geçen inanması güç deneyimlerini aktarırken birbirinden ilginç hayalet hikayeleri dinliyoruz. Fakat kitap aslında, önsözde çevirmenin bahsettiği üzere, birkaç hayalet hikayesinden çok daha fazlası. Yemek davetindeki konukların her biri Fransa tarihinde önemli yeri olan isimler. Dumas bu isimlerle birtakım tarihî olaylara atıfta bulunup anlatılan hikâyelerle de Fransız Devrimi sırasında ve sonrasında dönemin, özellikle idam ile ilgili, tartışmalı gündem konularına parmak basmak istemiş. Meraklı kafalar kitabı okuduktan sonra Fransız Devrimi, devrim sonrasında yaşananlar, Marie Antoinette'in son günleri ve idamı gibi konularda daha fazla bilgi sahibi olmak için Google'a saldıracaklardır eminim. Keyifli okumalar️
    #geokyorumluyor @gulcanynyl Kitapta olaylar cinnet geçirmiş gibi görünen bir taş ocağı işçisinin işlediği cinayeti itirafıyla başlıyor. Anlattığının akılalmazlığından dolayı cinayet mahallinde itirafı dinleyenler ve bu tanıklardan biri olarak karşımıza çıkan (ve kendini kitap karakterlerinden biri olarak tanıtarak bizi şaşırtan) Alexandre Dumas, inanıp inanmamakta tereddüt ediyorlar. Yine itirafı dinleyenlerden biri olan belediye başkanının verdiği bir yemek davetinde bu olay gündeme geliyor ve duyduklarının gerçekliğini sorgulayan konuklar tek tek başlarından geçen inanması güç deneyimlerini aktarırken birbirinden ilginç hayalet hikayeleri dinliyoruz. Fakat kitap aslında, önsözde çevirmenin bahsettiği üzere, birkaç hayalet hikayesinden çok daha fazlası. Yemek davetindeki konukların her biri Fransa tarihinde önemli yeri olan isimler. Dumas bu isimlerle birtakım tarihî olaylara atıfta bulunup anlatılan hikâyelerle de Fransız Devrimi sırasında ve sonrasında dönemin, özellikle idam ile ilgili, tartışmalı gündem konularına parmak basmak istemiş. Meraklı kafalar kitabı okuduktan sonra Fransız Devrimi, devrim sonrasında yaşananlar, Marie Antoinette'in son günleri ve idamı gibi konularda daha fazla bilgi sahibi olmak için Google'a saldıracaklardır eminim. Keyifli okumalar☺️

    40 0
    6 months ago
  • #geokyorumluyor @silentbookland Binbir Hayalet, yazarın da bizzat karakterler arasında bulunmasıyla alışagelmişin dışına çıkan kitaptı. Giriş kısmı gibi devamının da ağdalı bir dille yazıldığını düşünerek başlamıştım fakat beklediğim gibi olmadı. Çok akıcı bir şekilde, sanki yakınlarla toplanıp herkesin konu hakkında anlatacak hikayesini merakla dinler gibiydim. Anlatılanlar gerek tepkilerle gerek betimlemelerle hem çok gerçekçi hem de ürkütücüydü. Karanlık Şato sayesinde gerçekleşen yine harika bir okuma deneyimiydi..
.
#gotik #korku #gotikedebiyat #gothic #gothicliterature  #spooky #ghost #hayalet #wicked  #alexandredumas #binbirhayalet  #karanlıkşato #okumakulübü #geokokuyor #geok
    #geokyorumluyor @silentbookland Binbir Hayalet, yazarın da bizzat karakterler arasında bulunmasıyla alışagelmişin dışına çıkan kitaptı. Giriş kısmı gibi devamının da ağdalı bir dille yazıldığını düşünerek başlamıştım fakat beklediğim gibi olmadı. Çok akıcı bir şekilde, sanki yakınlarla toplanıp herkesin konu hakkında anlatacak hikayesini merakla dinler gibiydim. Anlatılanlar gerek tepkilerle gerek betimlemelerle hem çok gerçekçi hem de ürkütücüydü. Karanlık Şato sayesinde gerçekleşen yine harika bir okuma deneyimiydi.. . #gotik #korku #gotikedebiyat #gothic #gothicliterature #spooky #ghost #hayalet #wicked #alexandredumas #binbirhayalet #karanlıkşato #okumakulübü #geokokuyor #geok

    41 0
    6 months ago
  • #geokyorumluyor Karanlık Şato’da bu ay Alexandre Dumas’tan Binbir Hayalet’i okuduk. Bu Alexandre Dumas’ı keşfettiğim eser oldu aynı zamanda. Olaylar farklı farklı ve anlatıcılar değişmesine rağmen oldukça sürükleyici ve bütünlüğünü koruyan bir öykü derlemesi binbir hayalet. Kurgusunu tarihle de harmanlayan yazarla hemen hemen her yerde empati kurabildim diyebilirim. Anlatıcılardan birinin kendisi olması ve diğer anlatıcıların da misafirliğe gittiği yerdeki konuklar olması çok ilginçti ilk defa böyle bir kitap okudum sanırım. Konukların ‘Size bizzat gördüğüm, yaşadığım bir olayı anlatıyorum’ demesiyle hikaye o kadar inandırıcı oluyor ki hayaletlere gerçekten inanmaya başlayabilirsiniz. Üstelik kitapta adı geçen çoğu kişinin gerçekte yaşamış kişiler olması etkileyiciliği iki kat arttırıyor. Bitirdikten sonra bir müddet etkisinden çıkamadığım bu harika eseri okumanızı kesinlikle tavsiye ederim “Binbir hayaleti okurken saat geceyarısını vurursa, diyebilirim ki içimizde en yürekli olanlar dahi saatin sesiyle ürperebilir” .
.
#gotik #korku #gotikedebiyat #gothic #gothicliterature  #spooky #ghost #hayalet #wicked  #alexandredumas #binbirhayalet  #karanlıkşato #okumakulübü #geokokuyor #geok
    #geokyorumluyor Karanlık Şato’da bu ay Alexandre Dumas’tan Binbir Hayalet’i okuduk. Bu Alexandre Dumas’ı keşfettiğim eser oldu aynı zamanda. Olaylar farklı farklı ve anlatıcılar değişmesine rağmen oldukça sürükleyici ve bütünlüğünü koruyan bir öykü derlemesi binbir hayalet. Kurgusunu tarihle de harmanlayan yazarla hemen hemen her yerde empati kurabildim diyebilirim. Anlatıcılardan birinin kendisi olması ve diğer anlatıcıların da misafirliğe gittiği yerdeki konuklar olması çok ilginçti ilk defa böyle bir kitap okudum sanırım. Konukların ‘Size bizzat gördüğüm, yaşadığım bir olayı anlatıyorum’ demesiyle hikaye o kadar inandırıcı oluyor ki hayaletlere gerçekten inanmaya başlayabilirsiniz. Üstelik kitapta adı geçen çoğu kişinin gerçekte yaşamış kişiler olması etkileyiciliği iki kat arttırıyor. Bitirdikten sonra bir müddet etkisinden çıkamadığım bu harika eseri okumanızı kesinlikle tavsiye ederim “Binbir hayaleti okurken saat geceyarısını vurursa, diyebilirim ki içimizde en yürekli olanlar dahi saatin sesiyle ürperebilir” . . #gotik #korku #gotikedebiyat #gothic #gothicliterature #spooky #ghost #hayalet #wicked #alexandredumas #binbirhayalet #karanlıkşato #okumakulübü #geokokuyor #geok

    45 1
    6 months ago
  • #geokyorumluyor @okuyanmuggle
Kitap Dumas'nın bir dostuna yazdığı bir mektupla başlıyor. Hal böyle olunca insan bir şaşırıyor, okuyacaklarının gerçek mi kurgu mu olduğunu sorgulamaya daha en baştan başlıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse bu bahsi geçen hayalet hikayelerini anlatmak için harika bir yöntem seçmiş Dumas. Onları dolaylı yoldan kendisi anlatmak yerine karakterlerine, karakterleri de demeyelim de onları dinlediği kişilere anlattırmış olduğu gibi. Kendisi de bizim gibi dinleyiciymiş aslında. Bir nevi duyduklarını rapor edip bir kitap haline getirmiş gibi bir şey. Kitapta birden fazla hikaye var ve bence hepsi az ya da çok ürkütücüydü. Hikayeyi kitabın bağlamından bağımsız okusam, dinlesem belki bu kadar etkilenmezdim ama Dumas bize bu hikayenin anlatıldığı ortamı da inanılmaz güzel betimliyor. Kendinizi hikayenin anlatıldığı yerde, sus pus olmuş dinleyicilerin arasında hissetmeniz işten bile değil. Kısacası hikayeler kendi başlarına ürpertici olsa da anlatıldıkları mekanın tasviri, o an içinde bulunulan durum ve ortamdaki atmosferin anlatımı hikayelerin etkileyiciliğini arttıran en önemli unsurdu bana göre. 
Monte Cristo Kontu'nda yazarın eğlenceli, yer yer alaycı ve nükteli bir anlatımı vardı. Aynı üslupla bu kitapta da karşılaşmayı bekliyordum ama öyle değildi. Bu kötü bir şey değil, aksine yazarın farklı anlatımlarla okuru karşılaması bence çok hoş.
    #geokyorumluyor @okuyanmuggle Kitap Dumas'nın bir dostuna yazdığı bir mektupla başlıyor. Hal böyle olunca insan bir şaşırıyor, okuyacaklarının gerçek mi kurgu mu olduğunu sorgulamaya daha en baştan başlıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse bu bahsi geçen hayalet hikayelerini anlatmak için harika bir yöntem seçmiş Dumas. Onları dolaylı yoldan kendisi anlatmak yerine karakterlerine, karakterleri de demeyelim de onları dinlediği kişilere anlattırmış olduğu gibi. Kendisi de bizim gibi dinleyiciymiş aslında. Bir nevi duyduklarını rapor edip bir kitap haline getirmiş gibi bir şey. Kitapta birden fazla hikaye var ve bence hepsi az ya da çok ürkütücüydü. Hikayeyi kitabın bağlamından bağımsız okusam, dinlesem belki bu kadar etkilenmezdim ama Dumas bize bu hikayenin anlatıldığı ortamı da inanılmaz güzel betimliyor. Kendinizi hikayenin anlatıldığı yerde, sus pus olmuş dinleyicilerin arasında hissetmeniz işten bile değil. Kısacası hikayeler kendi başlarına ürpertici olsa da anlatıldıkları mekanın tasviri, o an içinde bulunulan durum ve ortamdaki atmosferin anlatımı hikayelerin etkileyiciliğini arttıran en önemli unsurdu bana göre. Monte Cristo Kontu'nda yazarın eğlenceli, yer yer alaycı ve nükteli bir anlatımı vardı. Aynı üslupla bu kitapta da karşılaşmayı bekliyordum ama öyle değildi. Bu kötü bir şey değil, aksine yazarın farklı anlatımlarla okuru karşılaması bence çok hoş.

    75 1
    6 months ago
  • #geokyorumluyor // Gözde
Edgar Allan Poe ile birlikte korku edebiyatının en büyük yazarlarından biri olarak anılan H.P. Lovecraft'ın kalemiyle ilk kez Karanlık Şato vesilesiyle tanıştım. Bu ayki Lovecraft okumaları çerçevesinde Diriltici, Mezar, Cthulhu'nun Çağrısı, Erich Zann'ın Müziği ve Yabancı'yı okudum. Bu eserler arasında en bilineni ve görece en sevileni Cthulhu'nun Çağrısı olsa da benim en çok etkilendiğim ve keyifle okuduğum öyküler Diriltici ile Erich Zann'ın Müziği oldu. Öyküleri okurken ister istemez, öykülerin sahip olduğu anlatımsal ve kurgusal özellikler bakımından yazarı devamlı Poe ile karşılaştırdım. Okuduklarım kadarıyla ikisi arasında bazı benzerlikler hemen göze çarpıyor; okuyucudaki merak duygusunu artıracak arkaik sözcükler ve öykülerin sonunun havada bırakılması benim en çok dikkatimi çekenler. Bu ikinci özellik aslında olumsuz bir etki bırakmıyor okuyucuda, tam tersine, öyle bilinmez bir sonla karşı karşıya kalmak huzursuz ediyor insanı, bazen de ürpertiyor. Cthulhu'nun Çağrısı adlı öykünün beni hayal kırıklığına uğrattığını üzülerek belirtiyorum. Anlatımla ilgili bir sıkıntı olduğundan okuma sırasında devamlı olaydan koptum, dikkatimi toplayamadım. Daha sonra bunun çeviriyle ilgisi olabileceğini düşündüm ve öyküyü bir de yazıldığı dilden okudum ama hala beklediğim şekilde etkileyemedi beni. Bir de yazarın kalemiyle tanışmadan önce kendisinin ırkçı biri olduğunu öğrenmiştim. Bunu eserlerine yansıtıp yansıtmadığını merak ediyordum; okuduğum bu birkaç öyküyle cevabımı almış oldum: yansıtıyor. Bu da okuma keyfimi son derece olumsuz etkileyen bir şey oldu aslında. Kısacası kulüp vesilesiyle yazarı okuduğuma, yazarla tanıştığıma memnun oldum. Ne var ki okuduklarımın çok azından keyif aldım, en hoşuma gidenler bile beklentimin aşağısında kalan öykülerdi. Poe'dan okumadığım çok şey varken Lovecraft okur muyum, bilmiyorum. Tercihim Poe'dan yana olur sanıyorum.
    #geokyorumluyor // Gözde Edgar Allan Poe ile birlikte korku edebiyatının en büyük yazarlarından biri olarak anılan H.P. Lovecraft'ın kalemiyle ilk kez Karanlık Şato vesilesiyle tanıştım. Bu ayki Lovecraft okumaları çerçevesinde Diriltici, Mezar, Cthulhu'nun Çağrısı, Erich Zann'ın Müziği ve Yabancı'yı okudum. Bu eserler arasında en bilineni ve görece en sevileni Cthulhu'nun Çağrısı olsa da benim en çok etkilendiğim ve keyifle okuduğum öyküler Diriltici ile Erich Zann'ın Müziği oldu. Öyküleri okurken ister istemez, öykülerin sahip olduğu anlatımsal ve kurgusal özellikler bakımından yazarı devamlı Poe ile karşılaştırdım. Okuduklarım kadarıyla ikisi arasında bazı benzerlikler hemen göze çarpıyor; okuyucudaki merak duygusunu artıracak arkaik sözcükler ve öykülerin sonunun havada bırakılması benim en çok dikkatimi çekenler. Bu ikinci özellik aslında olumsuz bir etki bırakmıyor okuyucuda, tam tersine, öyle bilinmez bir sonla karşı karşıya kalmak huzursuz ediyor insanı, bazen de ürpertiyor. Cthulhu'nun Çağrısı adlı öykünün beni hayal kırıklığına uğrattığını üzülerek belirtiyorum. Anlatımla ilgili bir sıkıntı olduğundan okuma sırasında devamlı olaydan koptum, dikkatimi toplayamadım. Daha sonra bunun çeviriyle ilgisi olabileceğini düşündüm ve öyküyü bir de yazıldığı dilden okudum ama hala beklediğim şekilde etkileyemedi beni. Bir de yazarın kalemiyle tanışmadan önce kendisinin ırkçı biri olduğunu öğrenmiştim. Bunu eserlerine yansıtıp yansıtmadığını merak ediyordum; okuduğum bu birkaç öyküyle cevabımı almış oldum: yansıtıyor. Bu da okuma keyfimi son derece olumsuz etkileyen bir şey oldu aslında. Kısacası kulüp vesilesiyle yazarı okuduğuma, yazarla tanıştığıma memnun oldum. Ne var ki okuduklarımın çok azından keyif aldım, en hoşuma gidenler bile beklentimin aşağısında kalan öykülerdi. Poe'dan okumadığım çok şey varken Lovecraft okur muyum, bilmiyorum. Tercihim Poe'dan yana olur sanıyorum.

    50 6
    8 months ago
  • #geokyorumluyor / Gülcan
Bildiğiniz üzere bu ayı yazar ayı yaptık ve seçtiğimiz yazar tuhaf kurgu denince akla gelen ilk isim olan H. P. Lovecraft. Benim zat-ı muhterem ile tanışmam İthaki yayınlarının 8 öyküden oluşan derlemesi olan
    #geokyorumluyor / Gülcan Bildiğiniz üzere bu ayı yazar ayı yaptık ve seçtiğimiz yazar tuhaf kurgu denince akla gelen ilk isim olan H. P. Lovecraft. Benim zat-ı muhterem ile tanışmam İthaki yayınlarının 8 öyküden oluşan derlemesi olan "Cthulhu'nun Çağrısı" ile olmuştu. Kısacık tadı damakta kalan öyküleriyle başlayıp, ortalarda bir yerlerde meşhuur Cthulhu mitosuna giriş yapıp, uzun öykülerinden biri olan "Innsmouth Üzerindeki Gölge" ile nefes nefese bırakarak muhteşem bir final yapıyordu. Bu ay kulüple birlikte okumak üzere seçtiğim hikayesi ise "Karanlıkta Fısıldayan". İsmi kulağa ne kadar tekinsiz geliyorsa hikayenin kendisi de aynen öyle. Lovecraft bu hikayesinde de ustaca yaratmayı başardığı "bilinmeyenin korkusu"nu (Lovecraft'ten bahsediyorsak bu tabiri kullanmasam olmazdı😁) yani açıkça tasvir edilmeyenin zihninizde en ürkütücü haliyle şekillenmesi ile oluşan korkuyu iliklerinize kadar hissettirmeyi başarıyor. Kalp atışlarınızı ivmeli bir şekilde artırırken sayfaları hızlı hızlı çevirtiyor ve "Neler oluyor! Aman tanrım neler oluyor, hemen şimdi biri bana açıklasın!!!!" şeklinde içinizden çığlıklar atarken bir bakmışsınız hikayenin sonuna gelmişsiniz, o vurucu son cümleyi okuyorsunuz. Hemen sonrasında kafanızda X-Files'ın jenerik müziğinin çalmaya başlaması çok muhtemel; zira hikaye Fox ile Mulder'ın ücra kırsallarda, gecenin karanlığında el fenerlerinin ışık konileri birbiriyle kesişirken, etrafta kol gezen habis gizemli yaratıkların sırrını çözmeye çalıştıkları bol gerilimli bir X-Files bölümü tadında :) Not: Etkisini katlamak için gece vakti okuyunuz😁

    63 13
    8 months ago
  • #geokyorumluyor // @middlearthlibrary
Eylül ayında Lovecraft’ın korku/gotik öykülerine yer verdik. Bu kapsamda ben de yazarın Karanlıkta Fısıldayan isimli novellasını okudum. Kulüp kapsamında bu zamana kadar okuduğum en ürkütücü ve en şaşırtıcı kitaplardan biriydi. Üzerine bir sürü fikir ve teori üretmeye müsait bir son ve gerilim dolu korku/fantastik öğeleri içeriyor.

Doğaüstü konular üzerine araştırmalar yapan Halkbilimci Profesör Albert Wilmarth, yaşadığı köyde ve çiftliğinin yakınlarında izler görüp sesler duyduğunu iddia eden Henry Akeley’den mektuplar almaya başlar. Akeley’in mektuplarında anlattığı akıl almaz olaylar Wilmarth'ın dikkatini çekmeyi başarır. Akeley fotoğraflar ve ses kayıtlarıyla iddialarını güçlendirirken biz olayları Profesör'ün görüşleriyle harmanlanmış bir şekilde okumayı sürdürüp kendimizi müthiş bir gerilimin içine buluyoruz.

Artan gerilimle beraber kitabın belirli bir noktasında kafamda deli sorular oluşmaya başladı. Beynimi böylesine yoran kitapları çok seviyorum. Bir sürü fikir ve teori ile kitabı bitirdim. Eğlenceli, gerilimli bir okumaydı. Sonu konusunda hala kafamda oturmayan bazı teoriler olsa da oldukça keyif aldım. Tavsiye ederim 
.
    #geokyorumluyor // @middlearthlibrary Eylül ayında Lovecraft’ın korku/gotik öykülerine yer verdik. Bu kapsamda ben de yazarın Karanlıkta Fısıldayan isimli novellasını okudum. Kulüp kapsamında bu zamana kadar okuduğum en ürkütücü ve en şaşırtıcı kitaplardan biriydi. Üzerine bir sürü fikir ve teori üretmeye müsait bir son ve gerilim dolu korku/fantastik öğeleri içeriyor. Doğaüstü konular üzerine araştırmalar yapan Halkbilimci Profesör Albert Wilmarth, yaşadığı köyde ve çiftliğinin yakınlarında izler görüp sesler duyduğunu iddia eden Henry Akeley’den mektuplar almaya başlar. Akeley’in mektuplarında anlattığı akıl almaz olaylar Wilmarth'ın dikkatini çekmeyi başarır. Akeley fotoğraflar ve ses kayıtlarıyla iddialarını güçlendirirken biz olayları Profesör'ün görüşleriyle harmanlanmış bir şekilde okumayı sürdürüp kendimizi müthiş bir gerilimin içine buluyoruz. Artan gerilimle beraber kitabın belirli bir noktasında kafamda deli sorular oluşmaya başladı. Beynimi böylesine yoran kitapları çok seviyorum. Bir sürü fikir ve teori ile kitabı bitirdim. Eğlenceli, gerilimli bir okumaydı. Sonu konusunda hala kafamda oturmayan bazı teoriler olsa da oldukça keyif aldım. Tavsiye ederim 👍 .

    47 5
    8 months ago
  • #geokyorumluyor / Beyza
Lovecraft uzun zamandır methini duyduğum bir yazardı ve eserlerini beğeneceğimden hiç şüphem yoktu. Geok sayesinde ilk kez okudum, iyi ki de okudum. Lovecraft hikayeleri karanlık bir havada ilerleyen, yer yer ürküten tarzdaydı. Karakterlerin olaylara tepkileri genellikle kelimelerle ifade edilemeyecek biçimde,
    #geokyorumluyor / Beyza Lovecraft uzun zamandır methini duyduğum bir yazardı ve eserlerini beğeneceğimden hiç şüphem yoktu. Geok sayesinde ilk kez okudum, iyi ki de okudum. Lovecraft hikayeleri karanlık bir havada ilerleyen, yer yer ürküten tarzdaydı. Karakterlerin olaylara tepkileri genellikle kelimelerle ifade edilemeyecek biçimde, "Bir insandan olamayacak bir ses duyuldu." gibiydi. Ve bu bilinmezlik, hikayeleri çok daha fazla tesir değerine sahip haline getiriyor. Onu kitap okumaya ve yazmaya iten nedenlerden biri rahatsızlıklarıydı. Eserlerine kendi yaşamını katmayan yazar elbet yoktur, özellikle Yabancı hikayesinde, başkarakterin Lovecraft'ın iç dünyasını yansıttığını düşünmekten kendimi alamadım. Ne kadar süre olduğunu bilmeden kendisini diğer herkesten izole etmesi, bunun farkına varması, insanlar arasına karışmak istemesi ama gidişatın istediği gibi gitmemesi...

    56 1
    8 months ago
  • #geokyorumluyor /@otakukutuphanesi

@karanliksato da bu ay H.P. Lovecraft'ı konuk ettik.
Belirli bir kitap yoktu,bu nedenle okuma çeşitliliğinin fazla olduğu bir etkinlik oldu bu ay. Ben Erich Zann' ın Müziği adlı kısa hikayesini seçtim.

Öncelikle kitabın baskısına bayıldım.Edisyon kısmında bir kaç hata vardı ama çevirisi güzeldi.O yüzden yayınevinin diğer gotiklerini de ekledim sepete.

Lovecraft'ı ilk kez okudum.Karanlık Şato'da olmanın en güzel yanı sanırım daha önce okumadığım yazarları tanımak.Tabi sevdiğim olduğu gibi sevemediklerimde oldu orası ayrı.
Lovecraft'a gelirsek eğer onunla tanışmak için ideal bir kitap okudum sanırım.Zira kalemini sevdim.
Tasvirleri çok netti.Kitabı okurken detayları kafanızda canlandırıyorsunuz, sonraki sayfada ise sizi o tasvirin resmi karşılıyor.Bu yönüyle de güzeldi bence.
Mesela Rue d`Auseil'in dar ve dik sokağın, yer yer merdivenler ile süslenmesi.Binaların yüksek olması gibi detayları okurken ister istemez aklınızda bir görüntü oluşuyor.Sonrasında ise gösterilen resim ile aklınızda olan görüntüyü karşılaştırabiliyorsunuz.Benim az çok tahmin ettiğim gibiydi.

Kitap bittikten sonra aklımda sorular kalsada Lovecraft, sanırım şu ana kadar en keyifle okuduğum Karanlık Şato kitabı oldu. 

Kitabın kapağını kapatınca aklınıza hemen gelen soru şu; Rue d`Auseil neden sadece kitabın anlatıcısına göründü? Erich Zann kim ve neyden korkuyordu? Sadece müziğin olduğu bir evrenin varlığının nedeni gibi aklımda deli sorular var ama cevaplarını bulamadım.Ya da benim acemiliğimden de kaynaklı olabilir belki bilemiyorum.
Eğer bu hikayeyi okuyan varsa ve soruların cevaplarını biliyorsa benimle paylaşırsa sevinirim. .
.
.
#karanlıkşato #geokokuyor #hplovecraft #erichzannınmüziği #gramkitap #gotik #korku #erichzann #kitapokudum
    #geokyorumluyor /@otakukutuphanesi @karanliksato da bu ay H.P. Lovecraft'ı konuk ettik. Belirli bir kitap yoktu,bu nedenle okuma çeşitliliğinin fazla olduğu bir etkinlik oldu bu ay. Ben Erich Zann' ın Müziği adlı kısa hikayesini seçtim. Öncelikle kitabın baskısına bayıldım.Edisyon kısmında bir kaç hata vardı ama çevirisi güzeldi.O yüzden yayınevinin diğer gotiklerini de ekledim sepete. Lovecraft'ı ilk kez okudum.Karanlık Şato'da olmanın en güzel yanı sanırım daha önce okumadığım yazarları tanımak.Tabi sevdiğim olduğu gibi sevemediklerimde oldu orası ayrı.😅 Lovecraft'a gelirsek eğer onunla tanışmak için ideal bir kitap okudum sanırım.Zira kalemini sevdim. Tasvirleri çok netti.Kitabı okurken detayları kafanızda canlandırıyorsunuz, sonraki sayfada ise sizi o tasvirin resmi karşılıyor.Bu yönüyle de güzeldi bence. Mesela Rue d`Auseil'in dar ve dik sokağın, yer yer merdivenler ile süslenmesi.Binaların yüksek olması gibi detayları okurken ister istemez aklınızda bir görüntü oluşuyor.Sonrasında ise gösterilen resim ile aklınızda olan görüntüyü karşılaştırabiliyorsunuz.Benim az çok tahmin ettiğim gibiydi. Kitap bittikten sonra aklımda sorular kalsada Lovecraft, sanırım şu ana kadar en keyifle okuduğum Karanlık Şato kitabı oldu. 😄 Kitabın kapağını kapatınca aklınıza hemen gelen soru şu; Rue d`Auseil neden sadece kitabın anlatıcısına göründü Erich Zann kim ve neyden korkuyordu Sadece müziğin olduğu bir evrenin varlığının nedeni gibi aklımda deli sorular var ama cevaplarını bulamadım.Ya da benim acemiliğimden de kaynaklı olabilir belki bilemiyorum.😅 Eğer bu hikayeyi okuyan varsa ve soruların cevaplarını biliyorsa benimle paylaşırsa sevinirim. . . . #karanlıkşato #geokokuyor #hplovecraft #erichzannınmüziği #gramkitap #gotik #korku #erichzann #kitapokudum

    51 2
    8 months ago
  • #geokyorumluyor / Ebrar
Lovecraft’ın çağrısına kulak verin! Korku sever biri olmama rağmen Karanlık Şato’ya üye olmadan evvel, adını bile duymadığım (korkuda çığır açmış) bir yazar H.P. Lovecraft ve okuduktan sonra da gerçekten kıymetinin bilinmemesine çok üzüldüm. Bu ay Karanlık kitaplık serisinden yazarın Cthulhu’nun  Çağrısı adlı kitabını okudum ben; içerisinde göz alıcı, gotik, grotesk yedi tane öykü var. Zaten kitap ilk elime geçtiğinde arkasında yazan şu yazı daha ilk anda kalbimi kazanmıştı: ‘Bu kitap bir dehşet davetiyesi, bir delilik güzellemesi. Bu Lovecraft’ın çağrısı...’
Çağrıya kulak verdim ve davete katıldım :) Yazarın dili akıcı ve kendine özgü bir tarzı var; baştaki kısa öykülerde korkulacak “şeyi” okuyucunun hayal gücüne bırakıyor. Bunu daha önce ‘Kafes’ adlı bir romanda görmüştüm ben, orada beni rahatsız etmişti bu durum yazarın açıklamasını istemiştim ama -İkinci kez yaşadığım için mi bilemiyorum- bu sefer hiç rahatsız etmedi tersine böyle olması daha da hoşuma gitti: ‘Bilinmeyenin korkusu...’ :) Sondaki öykü Cthulhu’nun Çağrısı ise tam bir hayal gücü zirvesi. Yazar bu kez dehşetin tasvirini okuyucusuna bırakmayıp apaçık gözler önüne seriyor ve sanki şöyle diyor: ‘Cehennemin dibinde keyifli vakitler geçirmenizi dilerim’... Bu gerçekten şu ana kadar okuduğum en gotik eser ve okuduğumda neden gotiği sevdiğimi çok daha iyi anladım: Yine arka kapakta öykülerin harika bir tanımı yapılmış: ‘Dehşeti tarif etmek mümkün değildi. Tarif eden ya mezarlığa düştü ya da akıl hastanesine; ya müzisyen oldu ya da ressam; ya aynaya baktığında başkasını gördü ya da denizin dibinde buldu kendisini.’
    #geokyorumluyor / Ebrar Lovecraft’ın çağrısına kulak verin! Korku sever biri olmama rağmen Karanlık Şato’ya üye olmadan evvel, adını bile duymadığım (korkuda çığır açmış) bir yazar H.P. Lovecraft ve okuduktan sonra da gerçekten kıymetinin bilinmemesine çok üzüldüm. Bu ay Karanlık kitaplık serisinden yazarın Cthulhu’nun Çağrısı adlı kitabını okudum ben; içerisinde göz alıcı, gotik, grotesk yedi tane öykü var. Zaten kitap ilk elime geçtiğinde arkasında yazan şu yazı daha ilk anda kalbimi kazanmıştı: ‘Bu kitap bir dehşet davetiyesi, bir delilik güzellemesi. Bu Lovecraft’ın çağrısı...’ Çağrıya kulak verdim ve davete katıldım :) Yazarın dili akıcı ve kendine özgü bir tarzı var; baştaki kısa öykülerde korkulacak “şeyi” okuyucunun hayal gücüne bırakıyor. Bunu daha önce ‘Kafes’ adlı bir romanda görmüştüm ben, orada beni rahatsız etmişti bu durum yazarın açıklamasını istemiştim ama -İkinci kez yaşadığım için mi bilemiyorum- bu sefer hiç rahatsız etmedi tersine böyle olması daha da hoşuma gitti: ‘Bilinmeyenin korkusu...’ :) Sondaki öykü Cthulhu’nun Çağrısı ise tam bir hayal gücü zirvesi. Yazar bu kez dehşetin tasvirini okuyucusuna bırakmayıp apaçık gözler önüne seriyor ve sanki şöyle diyor: ‘Cehennemin dibinde keyifli vakitler geçirmenizi dilerim’... Bu gerçekten şu ana kadar okuduğum en gotik eser ve okuduğumda neden gotiği sevdiğimi çok daha iyi anladım: Yine arka kapakta öykülerin harika bir tanımı yapılmış: ‘Dehşeti tarif etmek mümkün değildi. Tarif eden ya mezarlığa düştü ya da akıl hastanesine; ya müzisyen oldu ya da ressam; ya aynaya baktığında başkasını gördü ya da denizin dibinde buldu kendisini.’

    200 9
    8 months ago
  • Bu ay şatoda çok özel bir konuğumuz var: Howard Philips Lovecraft. Korkunun babası olarak görülen yazardan istediğiniz bir kitabı veya öyküyü okuyarak bize katılabilirsiniz. Okumalarınızı #geokokuyor ve #geokyorumluyor etiketlerini kullanarak paylaşmayı unutmayın.  Keyifli okumalar dileriz!
    Bu ay şatoda çok özel bir konuğumuz var: Howard Philips Lovecraft. Korkunun babası olarak görülen yazardan istediğiniz bir kitabı veya öyküyü okuyarak bize katılabilirsiniz. Okumalarınızı #geokokuyor ve #geokyorumluyor etiketlerini kullanarak paylaşmayı unutmayın. 🖤 Keyifli okumalar dileriz!

    86 0
    9 months ago
  • #geokyorumluyor Ebrar
.
Oldukça trajik, mekan odaklı tarihi bir kurgu: Dönemin Paris’i ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi... Okurken yoğun tasvirler sizi biraz yorabilir ama yarısına kadar sabırla okursanız devamı sürükleyici bir şekilde gelecektir. Victor Hugo bu eseriyle gerçekten döneminin üstü bir yazar olduğunu kanıtlamış. Benim için biraz zor bir okuma olsa da geok kapsamında okuduğum için mutluyum, ilk defa bu tarz bir kitap okumuş oldum böylece. Çocukluğumda izlediğim disney uyarlamasından hatırımda kalanlar bazı şeyleri daha farklı hayal etmeme sebep olsa da Notre-Dame’ın kamburu olayları gerçekmişçesine aktarımıyla beni çok etkiledi.
    #geokyorumluyor Ebrar . Oldukça trajik, mekan odaklı tarihi bir kurgu: Dönemin Paris’i ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi... Okurken yoğun tasvirler sizi biraz yorabilir ama yarısına kadar sabırla okursanız devamı sürükleyici bir şekilde gelecektir. Victor Hugo bu eseriyle gerçekten döneminin üstü bir yazar olduğunu kanıtlamış. Benim için biraz zor bir okuma olsa da geok kapsamında okuduğum için mutluyum, ilk defa bu tarz bir kitap okumuş oldum böylece. Çocukluğumda izlediğim disney uyarlamasından hatırımda kalanlar bazı şeyleri daha farklı hayal etmeme sebep olsa da Notre-Dame’ın kamburu olayları gerçekmişçesine aktarımıyla beni çok etkiledi.

    43 1
    9 months ago
  • #geokyorumluyor @otakukutuphanesi / Kübra
.
@karanliksato ekibi ağustos ayında #notredameınşatosunu okudu.

Ben yıllar yıllar evvel kitabın animasyon uyarlamasını izlediğim için kitap benim için şaşırtıcı bir şekilde bitti.
Birde ağustos sıcaklarından mı yoksa bendeki baskının çevirisinden midir bilmiyorum ama okumakta güçlük çektim. O yüzden yarım bıraktım.Başka bir baskısını alıp ondan devam edeceğin kaldığım yerden.O zamana kadar bir kaç alıntı bırakıyorum. Not: Eylül ayında H.P Lovecraft okuyacağız. Şatomuza bekleriz. .
#kitapalıntıları
.
Gün ışığı herkesin malıdır. Ne diye bana yalnız geceyi veriyorlar? .

Hayat böyledir işte.İnsana hep en iyi dostları çelme takar. .

İnsanın aç karnına yatması başlı başına bir dertti. Fakat bir insanın hem aç, hem geceyi nerede geçireceğini bilmemesi daha büyük bir dertti. .

Sevdiğim iki insanı yitirdim.
    #geokyorumluyor @otakukutuphanesi / Kübra . @karanliksato ekibi ağustos ayında #notredameınşatosunu okudu. Ben yıllar yıllar evvel kitabın animasyon uyarlamasını izlediğim için kitap benim için şaşırtıcı bir şekilde bitti. Birde ağustos sıcaklarından mı yoksa bendeki baskının çevirisinden midir bilmiyorum ama okumakta güçlük çektim.🙈 O yüzden yarım bıraktım.Başka bir baskısını alıp ondan devam edeceğin kaldığım yerden.O zamana kadar bir kaç alıntı bırakıyorum.😊 Not: Eylül ayında H.P Lovecraft okuyacağız. Şatomuza bekleriz.😄 . #kitapalıntıları . Gün ışığı herkesin malıdır. Ne diye bana yalnız geceyi veriyorlar . Hayat böyledir işte.İnsana hep en iyi dostları çelme takar. . İnsanın aç karnına yatması başlı başına bir dertti. Fakat bir insanın hem aç, hem geceyi nerede geçireceğini bilmemesi daha büyük bir dertti. . Sevdiğim iki insanı yitirdim.

    38 0
    9 months ago
  • #geokyorumluyor: Aydan (@middlearthlibrary) - Kitapta Quasimodo, Esmeralda ve Claude Frollo üçgeninde gelişen olaylardan çok ben Hugo’nun dönemin tarihi, siyaseti ve sanatına değindiği kısımları daha çok sevdim. Aktardığı fikirler ve yaptığı eleştiriler nokta atışıydı. Özellikle sanat konusunda yüzyıllar içerisinde değişen, çirkinleşen/ya da gelişen Paris hakkında o kadar çok bilgi veriyor ki Paris sokaklarında yürüme, bahsi geçen her yeri (ayakta kalabildiyseler tabii ) görme isteği yaratıyor.

Kitapta beni bir tık aşağı çeken, modumu düşüren ve belki de klasiklerde asla hoşlanmayacağım şey isimler, isimler, isimler… girip çıkan onlarca karakter ve bir sürü kraliyet rütbesi vs. hepsinin ismen anılması gereksiz bir kafa yorgunluğuna neden oluyor. Bu nedenle okurken hikayeden, anlatılmak istenen şeyden yer yer koptuğum oldu. Fakat Hugo’nun, sevgili okur sizi biraz meşgul edeceğim ama bu konuda benim de bir fikrim, görüşüm var, dediği her yeri aşkla okudum.
    #geokyorumluyor: Aydan (@middlearthlibrary) - Kitapta Quasimodo, Esmeralda ve Claude Frollo üçgeninde gelişen olaylardan çok ben Hugo’nun dönemin tarihi, siyaseti ve sanatına değindiği kısımları daha çok sevdim. Aktardığı fikirler ve yaptığı eleştiriler nokta atışıydı. Özellikle sanat konusunda yüzyıllar içerisinde değişen, çirkinleşen/ya da gelişen Paris hakkında o kadar çok bilgi veriyor ki Paris sokaklarında yürüme, bahsi geçen her yeri (ayakta kalabildiyseler tabii 💔) görme isteği yaratıyor. Kitapta beni bir tık aşağı çeken, modumu düşüren ve belki de klasiklerde asla hoşlanmayacağım şey isimler, isimler, isimler… girip çıkan onlarca karakter ve bir sürü kraliyet rütbesi vs. hepsinin ismen anılması gereksiz bir kafa yorgunluğuna neden oluyor. Bu nedenle okurken hikayeden, anlatılmak istenen şeyden yer yer koptuğum oldu. Fakat Hugo’nun, sevgili okur sizi biraz meşgul edeceğim ama bu konuda benim de bir fikrim, görüşüm var, dediği her yeri aşkla okudum.

    91 0
    9 months ago
  • #geokyorumluyor @okuyanmuggle - Gözde
Boşlukta olduğunuzu düşünün ya da önünüzde bomboş bir alanın olduğunu. Hugo hikayesini anlatmaya başlamadan önce bu boşluğu sizin için dolduruyor, benim renkleri olduğunu düşündüğüm kelimeleriyle size bir mekan, bir yer resmediyor. Önce Paris'i anlatıyor size. Hikayesinin arka planını güzelce oturtuyor kafanızda. Sonra yavaş yavaş daraltmaya başlıyor görüş açınızı ve hikayenin geçtiği her ortamı ilmek ilmek işliyor bu arka plana. Sizi hikayeye böyle yorucu bir girizgahla hazırlıyor aslında. Şehri, katedrali, kitaptaki diğer mekanları sayfalar süren betimlemelerle anlatıyor. Benim için bu kısımları okumamak ya da atlamak mümkün olmadı çünkü yazarın tasvir yeteneğine öylesine hayran kaldım ki sözcükleri arasından yolumu bulup çıkamadım. Yazarın kaleminin peşine takılıp o anlatırken ben  de  Paris'i, Notre Dame Katedrali'nin her bir köşesini keşfe çıktım. Bu yoğun betimlemelerle dolu sayfalar bittiğinde haliyle yorgun düşmüştüm. Yorucu bir yolculuktu olmuştu bu, ama aynı zamanda son derece doyurucu ve keyifliydi. Hem artık sırada arka planını iyice öğrendiğim bir hikayeyi okumak vardı. Buraya gelene kadar ara sıra bahsetmiş olduğu ilginç karakterlerin gerçek hikayelerini dinleme zamanıydı artık. Hikaye için ne diyebilirim ki. Anlatı boyunca heyecanlandım, meraklandım, üzüldüm, kızdım, nefret ettim, gerildim, yine kızdım, çok kızdım. Bazı karakterler beni hayal kırıklığına uğrattı, onlara karşı oluşan beklentimi boşa çıkardılar. Ama gerçek hayatta da böyle değil midir? Kitabı okurken bunu düşündüm aslında. Hayatımızdaki bazı insanlara bazen farklı, hayali kişilikler yüklüyoruz. Onlardan çok şey bekliyoruz. Hatta bazen onları öyle bir yere koyuyoruz ki yaşattıkları hayal kırıklığı da o derece büyük oluyor. Kimseye hak ettiğinden daha fazla değer vermemek, kimse hakkında olmadık beklentilere girmemek gerek. Sonra sonu hüsran oluyor. Yani bence kitabın anlattığı hikaye zaten etkileyici, şöyle ki dümdüz anlatılsa dahi insanı duygulandıracak bir hikayesi var kitabın; fakat beni asıl etkisi altına alan şey yazarın anlatımı oldu...
    #geokyorumluyor @okuyanmuggle - Gözde Boşlukta olduğunuzu düşünün ya da önünüzde bomboş bir alanın olduğunu. Hugo hikayesini anlatmaya başlamadan önce bu boşluğu sizin için dolduruyor, benim renkleri olduğunu düşündüğüm kelimeleriyle size bir mekan, bir yer resmediyor. Önce Paris'i anlatıyor size. Hikayesinin arka planını güzelce oturtuyor kafanızda. Sonra yavaş yavaş daraltmaya başlıyor görüş açınızı ve hikayenin geçtiği her ortamı ilmek ilmek işliyor bu arka plana. Sizi hikayeye böyle yorucu bir girizgahla hazırlıyor aslında. Şehri, katedrali, kitaptaki diğer mekanları sayfalar süren betimlemelerle anlatıyor. Benim için bu kısımları okumamak ya da atlamak mümkün olmadı çünkü yazarın tasvir yeteneğine öylesine hayran kaldım ki sözcükleri arasından yolumu bulup çıkamadım. Yazarın kaleminin peşine takılıp o anlatırken ben de Paris'i, Notre Dame Katedrali'nin her bir köşesini keşfe çıktım. Bu yoğun betimlemelerle dolu sayfalar bittiğinde haliyle yorgun düşmüştüm. Yorucu bir yolculuktu olmuştu bu, ama aynı zamanda son derece doyurucu ve keyifliydi. Hem artık sırada arka planını iyice öğrendiğim bir hikayeyi okumak vardı. Buraya gelene kadar ara sıra bahsetmiş olduğu ilginç karakterlerin gerçek hikayelerini dinleme zamanıydı artık. Hikaye için ne diyebilirim ki. Anlatı boyunca heyecanlandım, meraklandım, üzüldüm, kızdım, nefret ettim, gerildim, yine kızdım, çok kızdım. Bazı karakterler beni hayal kırıklığına uğrattı, onlara karşı oluşan beklentimi boşa çıkardılar. Ama gerçek hayatta da böyle değil midir Kitabı okurken bunu düşündüm aslında. Hayatımızdaki bazı insanlara bazen farklı, hayali kişilikler yüklüyoruz. Onlardan çok şey bekliyoruz. Hatta bazen onları öyle bir yere koyuyoruz ki yaşattıkları hayal kırıklığı da o derece büyük oluyor. Kimseye hak ettiğinden daha fazla değer vermemek, kimse hakkında olmadık beklentilere girmemek gerek. Sonra sonu hüsran oluyor. Yani bence kitabın anlattığı hikaye zaten etkileyici, şöyle ki dümdüz anlatılsa dahi insanı duygulandıracak bir hikayesi var kitabın; fakat beni asıl etkisi altına alan şey yazarın anlatımı oldu...

    50 2
    9 months ago
  • #geokyorumluyor Berfin
.
Ya benim izlediğim Disney yapımı animasyonla, okuduğum çocuk kitabıyla hiç alakası yok? :D Bunun şaşkınlığıyla bitirdim. Okuduğum en güzel mekan tasvirlerini barındıran kitaplardan biri olmakla birlikte çocukluk anılarımdan bu derece farklı çıkması beni çok şaşırttı. Ufak bir yıkılma yaşadım, neyse, sağlık olsun :D
Notre Dame'ın Kamburu olay örgüsü açısından okuması zor bir kitap. Konuyu yakaladığımda 200. sayfayı bitirmiştim.  Kitabı okuyacaklara tavsiye, olayı değil mekanı benimseyerek başlamanız. Yazar o dönemin Paris'ini, Notre Dame'ı ve çevresini o kadar güzel aktarmış ki boş verin olayları, Paris'i izleyin. Sokaklarda yürüyün, girintili çıkıntılı taşlardan ayağınıza su sıçrasın. Kalabalığa karışın, gün batarken ve doğarken Paris'i izleyin. Sokağın uğultusu dinene, ışıklar sönene kadar gezin ve sonra Notre Dame'a girin. Okurken mekanı izlemek her kitapta nasip olmuyor, bilsem en baştan böyle okur ve çok daha fazla keyif alırdım. Victor Hugo'nun günümüzde dahi geçerliğini koruyan, insan ilişkilerine dair yaptığı tespitler de çok başarılıydı. Genel olarak iyi ki okumuşum dediğim bir eser oldu. 
Kitabı Karanlık Şato - Gotik Edebiyat Kulübü kapsamında okuduk. Tarihi kurgu türündeki bu Fransız klasiği ufak da olsa gotik tasvirler ve sahneler barındırıyor. Son olarak, mimari restorasyon üzerine dedikleri, verdiği bilgi adeta ders niteliğinde. Kentsel koruma alanında çalışan birisi olarak bu açıdan bakınca da çok severek, bilgi edinerek yaptığım bir okuma oldu.
    #geokyorumluyor Berfin . Ya benim izlediğim Disney yapımı animasyonla, okuduğum çocuk kitabıyla hiç alakası yok :D Bunun şaşkınlığıyla bitirdim. Okuduğum en güzel mekan tasvirlerini barındıran kitaplardan biri olmakla birlikte çocukluk anılarımdan bu derece farklı çıkması beni çok şaşırttı. Ufak bir yıkılma yaşadım, neyse, sağlık olsun :D Notre Dame'ın Kamburu olay örgüsü açısından okuması zor bir kitap. Konuyu yakaladığımda 200. sayfayı bitirmiştim. Kitabı okuyacaklara tavsiye, olayı değil mekanı benimseyerek başlamanız. Yazar o dönemin Paris'ini, Notre Dame'ı ve çevresini o kadar güzel aktarmış ki boş verin olayları, Paris'i izleyin. Sokaklarda yürüyün, girintili çıkıntılı taşlardan ayağınıza su sıçrasın. Kalabalığa karışın, gün batarken ve doğarken Paris'i izleyin. Sokağın uğultusu dinene, ışıklar sönene kadar gezin ve sonra Notre Dame'a girin. Okurken mekanı izlemek her kitapta nasip olmuyor, bilsem en baştan böyle okur ve çok daha fazla keyif alırdım. Victor Hugo'nun günümüzde dahi geçerliğini koruyan, insan ilişkilerine dair yaptığı tespitler de çok başarılıydı. Genel olarak iyi ki okumuşum dediğim bir eser oldu. Kitabı Karanlık Şato - Gotik Edebiyat Kulübü kapsamında okuduk. Tarihi kurgu türündeki bu Fransız klasiği ufak da olsa gotik tasvirler ve sahneler barındırıyor. Son olarak, mimari restorasyon üzerine dedikleri, verdiği bilgi adeta ders niteliğinde. Kentsel koruma alanında çalışan birisi olarak bu açıdan bakınca da çok severek, bilgi edinerek yaptığım bir okuma oldu.

    63 1
    9 months ago
  • #geokyorumluyor
Takipçimiz @bayanislemci nin kitap hakkındaki düşünceleri:
Uğultulu Tepeler, Emily Bronte'nin yazmış olduğu ilk ve tek romanıdır. Roman, her en hayattan karakterler barındırıyor. Birbirini delicesine seven iki gencin, hayatlarını birleştirememesi ve sonucunda intikam almaya dönüşen bir aşkın hikayesine tanık oluyoruz. Hastalıklı bir kişi olan Catherine ve amacına ulaşmak için her yolu deneyen Heathcliff'in yaşamına bir göz atmak isterseniz, sonuna kadar değecek bir roman
.
.
.
.
#geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu #uğultulutepeler #wutheringheights #emilybronte
    #geokyorumluyor Takipçimiz @bayanislemci nin kitap hakkındaki düşünceleri: Uğultulu Tepeler, Emily Bronte'nin yazmış olduğu ilk ve tek romanıdır. Roman, her en hayattan karakterler barındırıyor. Birbirini delicesine seven iki gencin, hayatlarını birleştirememesi ve sonucunda intikam almaya dönüşen bir aşkın hikayesine tanık oluyoruz. Hastalıklı bir kişi olan Catherine ve amacına ulaşmak için her yolu deneyen Heathcliff'in yaşamına bir göz atmak isterseniz, sonuna kadar değecek bir roman . . . . #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu #uğultulutepeler #wutheringheights #emilybronte

    38 2
    10 months ago
  • #geokyorumluyor Kübra @otakukutuphanesi
@karanliksato da bu ay Emily Bronte'nin Uğultulu Tepeler'ini konuk ettik.

Ben Bronte kardeşleri fazlasıyla ilgi çekici bulduğum için Jane Eyre'den sonra Uğultulu Tepeler'i de hevesle okumaya başladım ama pek umduğumu bulamadım.
Belki bu aralar pek okuma hevesimin olmamasıda etkisi olmuştur bilemiyorum ama Jane Eyre'yi daha çok sevdim.

Uğultulu Tepeler'de en gözüme çarpan şey, hırs ve bencilliğin değiştirdiği hayatlar oldu.
Aşk ve nefretin yan yana durduğunu da çok iyi gösteren bir eser bana göre
.
.
.
.
#geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu #uğultulutepeler #wutheringheights #emilybronte
    #geokyorumluyor Kübra @otakukutuphanesi @karanliksato da bu ay Emily Bronte'nin Uğultulu Tepeler'ini konuk ettik. Ben Bronte kardeşleri fazlasıyla ilgi çekici bulduğum için Jane Eyre'den sonra Uğultulu Tepeler'i de hevesle okumaya başladım ama pek umduğumu bulamadım.🙈 Belki bu aralar pek okuma hevesimin olmamasıda etkisi olmuştur bilemiyorum ama Jane Eyre'yi daha çok sevdim. Uğultulu Tepeler'de en gözüme çarpan şey, hırs ve bencilliğin değiştirdiği hayatlar oldu. Aşk ve nefretin yan yana durduğunu da çok iyi gösteren bir eser bana göre . . . . #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu #uğultulutepeler #wutheringheights #emilybronte

    41 0
    10 months ago
  • #geokyorumluyor Üyelerimizden Aydan'ın (@middlearthlibrary) kitap hakkındaki görüşleri:
    #geokyorumluyor Üyelerimizden Aydan'ın (@middlearthlibrary) kitap hakkındaki görüşleri: "Emily Bronte’nin kısacık ömrüne bu kadar çok duyguya ev sahipliği yapan bir kitap sığdırmış olması roman okurları için bir mucize. Uğultulu Tepeler’i ilk kez 8-9 yıl kadar önce okumuştum. O günden bu yana kitapla ilgili fikirlerim biraz değişmiş olsa da değişmeyen tek şey o sisli atmosferi ve birçok duyguyu aynı anda hissettiriyor olması. Garip bir şekilde kitabı çok sevip karakterlerden nefret edebiliyorsunuz. Onlar da kendilerinden ve birbirlerinden ölesiye nefret ediyor zaten. Onların içindeki nefret bu kitabı besliyor adeta. Okuduğum en iyi hayalet hikayelerinden biri olabilir." . . . . . . . . #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu #uğultulutepeler #wutheringheights #emilybronte

    34 0
    10 months ago
  • #geokyorumluyor Esra
Benim ikinci okuyuşum oldu  ki üçüncü de olacak eminim Jane Eyre'ı da cok severek okumuştum. Uğultulu Tepelerle ikisi arasında tercih etmek zor. Ama Uğultulu Tepeler’i nazaran daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Bronte kardeşler gerçekten çok başarılı bence 
.
.
.
.
.
.
#geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu #uğultulutepeler #wutheringheights #emilybronte
    #geokyorumluyor Esra Benim ikinci okuyuşum oldu ki üçüncü de olacak eminim😍 Jane Eyre'ı da cok severek okumuştum. Uğultulu Tepelerle ikisi arasında tercih etmek zor. Ama Uğultulu Tepeler’i nazaran daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Bronte kardeşler gerçekten çok başarılı bence 👌🏻♥ . . . . . . #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu #uğultulutepeler #wutheringheights #emilybronte

    36 0
    10 months ago
  • #geokyorumluyor Berfin
Uğultulu Tepeler hakkındaki düşüncelerimi nasıl aktarabilirim bilmiyorum. Tıpkı Ursula K Le Guin'in dediği gibi,
    #geokyorumluyor Berfin Uğultulu Tepeler hakkındaki düşüncelerimi nasıl aktarabilirim bilmiyorum. Tıpkı Ursula K Le Guin'in dediği gibi, "Bir türü kökten etkiledi." Günümüz edebiyatına katkıları sonsuz olan eser hüzünlü ve bir o kadar da kötücül bir hayalet hikayesi. Yıllar geçse de farklı biçimlerle okuyucunun karşısına çıkmaya devam edecek, ölümsüzlüğün sol eli gibi bir hayalet. @buyulu_ayrac. . . . . #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu #uğultulutepeler #wutheringheights #emilybronte

    54 0
    10 months ago
  • #geokyorumluyor Üyelerimizden Ebrar'ın kitap hakkındaki görüşleri:
    #geokyorumluyor Üyelerimizden Ebrar'ın kitap hakkındaki görüşleri: "Kitapta gotik unsur olarak hayaletlerin adı geçiyor ama çok ileri boyutta değil. Ben o havayı daha çok ortam betimlemelerinde ve karakterler üzerinde hissettim. Okurken karakterler hakkındaki hisleriniz sürekli değişiyor, bir sayfada çok sevdiğiniz bir karakterden öbür sayfada nefret edebiliyorsunuz ve kimsenin rolü net değil. Örneğin dışlanmış ve güçsüz karakter rolü başta Heathcliff’e ait iken, Heathcliff’in gidip geri gelmesiyle Isabella’ya daha sonra da Linton ve Heraton’a geçiyor. Bu karakterler -özellikle Heathcliff ve Isabella- kendi dışlanmışlıklarıyla gotik ruhu öyle güzel aktarıyorlar ki, kitabı okurken ürpermeme gerek kalmadı. Aynı zamanda tepelerin neredeyse her zaman soğuk ve sisli olan atmosferi beni büyüledi. Geok olmasaydı ikinci kez okumazdım açıkçası ama iyi ki de okumuşum çünkü ilk okuduğumda bu kadar çok sevmemiştim çünkü bu kez ara sıra benim de düşündüğüm bir mesaj içerdiğini fark ettim o da şuydu: Kendini daha kötü bir durumda hayal et, şimdiki halinde üzüldüğün şeylere üzülemezsin. Evet Uğultulu Tepeler; acının, öfkenin, kinin, intikamın hikayesi... Daha doğrusu önsözünde yazıldığı gibi ‘acı bir intikamın hikayesi’ ama aynı zamanda hırsın, öfkenin ve tüm kötü duyguların insanın kendine misliyle geri döneceğinin bir kanıtıydı bence. İntikamını almış olsan bile tatmin olamamanın en güzel örneğiydi. Ve iyi bir kalbe sahip olanların mutlaka aydınlığa kavuşacakları düşüncesini hissettim sonunda... Affetmenin, iyi yürekli olmanın insanın mutluluğunda ne büyük rol oynadığını gördüm." . . . . . . . #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu #uğultulutepeler #wutheringheights #emilybronte

    48 0
    10 months ago
  • #geokyorumluyor Üyemiz Gözde'nin (@okuyanmuggle) kitapla ilgili görüşleri:
    #geokyorumluyor Üyemiz Gözde'nin (@okuyanmuggle) kitapla ilgili görüşleri: "Uğultulu Tepeler güçlü duyguların kitabı. İki zıt kutup, aşk ve nefret arasında, öfke, hırs, intikam, acı, merhamet, çaresizlik, umut, umutsuzluk, hayal kırıklığı. Kitabı okurken bu duyguların hepsini deneyimlemek mümkün, bazen karakterlerle birlikte, bazen de onlara, olanlara karşı. Hikaye birinci elden anlatılmıyor olsa da, bize bir başkası tarafından anlatılıyor olsa da duyguların gerçekçiliği sayesinde okur kendini dışarıda bırakılmış hissetmiyor. Karakterlerin kişilik özellikleri, duyguları ve davranışlarının arkasındaki motivasyonları öyle yoğun, öyle derin anlatılıyor ki aslında bu durum asıl hikayeyi gölgeliyor bir manada. İlk okuyuşumda bu şekilde anlatılıp ön plana çıkan karakterelere beslediğim duygular yüzünden, olay örgüsünün de çok akıcı olması ve olaylar arasındaki geçişlerin keskin olmamasından dolayı, anlatılanların geneline sağduyu çerçevesinde bakamamışım. Kitabı ikinci kez, yazıldığı dilden okuduğuma çok memnunum. Bu sefer kitabı daha tarafsız bir gözle, duygusal değil, daha, birazcık daha analitik bir yaklaşımla okuduğumu düşünüyorum. Bir 4-5 yıl sonra yine okumak istiyorum, bakalım o zaman kitap bana ne düşündürecek, ne hissettirecek." . Yazının devamı için : http://okuyanmuggle.blogspot.com/2019/07/ugultulu-tepeler-emily-bronte-kitap.htmlm=1 . . . . . . #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu #uğultulutepeler #wutheringheights #emilybronte

    41 0
    10 months ago
  • #geokyorumluyor Beyza
.
.
Yazıldığı Victoria dönemini konuşma tarzlarıyla; aşk, intikam, nefret gibi konuları iliklerime kadar hissettirdi doğrusu. Gerek havasıyla gerek olaylarıyla sürekli bir kasvet içerisinde, sanki hiç iyi bir şey olmayacakcasına ilerledi. Kitabın bir kısmına kadar karakter karmaşası yaşadıysam da sonrasında her şey kafamda oturdu. Özellikle Heathcliff'in yabaniliğine karşılık, Catherine'e olan aşkına garip bir şekilde hayran oldum. Yetiştirilen çevrenin kişilik üzerine etkisini bariz bir şekilde yansıtılmıştı. Emily Bronte'nin yayınladığı tek romanı Uğultulu Tepeler'in kısa süre ardından hayata gözlerini yumması sanki hayata geliş amacı buymuş da tamamlayarak aramızdan ayrılmış gibi düşündürdü.
.
.
. 
#geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu #uğultulutepeler #wutheringheights #emilybronte
    #geokyorumluyor Beyza . . Yazıldığı Victoria dönemini konuşma tarzlarıyla; aşk, intikam, nefret gibi konuları iliklerime kadar hissettirdi doğrusu. Gerek havasıyla gerek olaylarıyla sürekli bir kasvet içerisinde, sanki hiç iyi bir şey olmayacakcasına ilerledi. Kitabın bir kısmına kadar karakter karmaşası yaşadıysam da sonrasında her şey kafamda oturdu. Özellikle Heathcliff'in yabaniliğine karşılık, Catherine'e olan aşkına garip bir şekilde hayran oldum. Yetiştirilen çevrenin kişilik üzerine etkisini bariz bir şekilde yansıtılmıştı. Emily Bronte'nin yayınladığı tek romanı Uğultulu Tepeler'in kısa süre ardından hayata gözlerini yumması sanki hayata geliş amacı buymuş da tamamlayarak aramızdan ayrılmış gibi düşündürdü. . . . #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu #uğultulutepeler #wutheringheights #emilybronte

    55 0
    10 months ago
  • #geokyorumluyor Kübra (@otakukutuphanesi): Gulyabani @karanliksato ekibinin bu ayki kitabı. Çok kısa olduğu için bir-iki saat içinde bitiyor zaten.

Başlarda anlatılan olayın gerçek değil hurafe olacağını düşünerek okusamda sayfalar ilerledikçe aklıma bi
    #geokyorumluyor Kübra (@otakukutuphanesi): Gulyabani @karanliksato ekibinin bu ayki kitabı. Çok kısa olduğu için bir-iki saat içinde bitiyor zaten. Başlarda anlatılan olayın gerçek değil hurafe olacağını düşünerek okusamda sayfalar ilerledikçe aklıma bi "acaba" sorusu gelmedi değil.Zira okurken kendinizi öyle kaptırıyorsunuz ki bunun açıklaması olamaz diyorsunuz.😂 Lakin bu düşünce üzerinde pek durmadım. Sonunda gerçekler ortaya çıkınca da rahatladım.😄 . Gulyabani bizim kültürümüzden bir kitap olduğu için konu olarakta cinler, periler yer alıyordu haliyle.Bence yazar bizim kültürümüzde yer alsalarda çoğu hurafe olan şeylere çok iyi gönderme yapmış. İnsanların bunlara nasıl inandıklarını ve gerçekleri ortaya çıkarış şekli iyi bir eleştiri olmuş bana göre. Temmuz ayında Uğultulu Tepeler kitabını okuyacağız. Sizin de kitaplığınızda varsa ve benim gibi daha önce okumamışsanız bizimle birlikte okuyabilirsiniz. Ben ilk kez okuyacağım için heyecanlıyım. 😻 . . . . . . . . #geok #geokokuyor #karanlıkşato #kitap #book #instabook #booklove #kitapsevgisi #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #blogger #vscoblogger #gotik #kitaptavsiyesi #kimneokudu #hüseyinrahmigürpınar #gulyabani #gotikedebiyat #gothicliterature

    61 2
    11 months ago